SKAL İSTANBUL – ATATÜRK TURİZMİ
Başkanlğını, Ata Eremsoy’un yaptığı SKAL İstanbul Klübü, Aylık toplantısını 23 Ekim 2018 Salı günü Barbaros Point Hotelde, Cumhuriyetimizin 95 yılı kutlamaları kapsamında, Türk bayrakları ve konuşma kürsü arkasında ölümsüz Atatürk’ümüzün posterinin bulunduğu Ata’mızın turizme verdiği ışık doğrultusunda gerçekleştirdi.
SKAL İstanbul Klübün bu anlamlı milli duygu yüklü hazırladığı toplantı Türk Turizmine ve Dünya Turizmine ilham veren Atatürk’ün turizm ilkelerini bir kere daha hatırlatdı.
Atatürk “ Yurtda Sulh, Cihanda Sulh ” sözleri, Türkiye turizmine ve Dünya turizmine yol göstermektedir. Turizmin ön koşulunun, ancak güvenli barışçıl bir ortamda mümkün olabileceğidir.
Türkiye’ye hoş geldinizin özünde Atatürk’ün Ülkesine hoş geldiniz demek gerekir.
Fikir dehası Ata’mızın, gençlik başda olmak üzere her yaş, kültür turizmi ekoturizmi ön plâna çıkaran turizm çeşitlemeliridir. Bunlar uygulanabilindiği takdirde hoş görünün ön plana çıktığı faktörle, turizmin esas yapısı elde edilir.
Siyasi gerginliklerden uzak, gerek uluslar arası, gerek ulusal barış ortamı turizmin gelişebilmesi için zorunlu olan ön koşuludur. Uyumlu ilişkiler anlamına gelen, güvenliktir. Toplumun hayatında dengenin sağlanmasıdır, barışcı olmak.
Barış ortamının, sosyal düzenin varlığı temeldir ve hukuk ve kazanılmış haklara saygın olan insanların özgür hareketi için baş koşuldur.
Yolculuk ve konaklama sırasında turistlerin, can ve mal güvenliğinin sağlanması gereklidir. Güvenliğin olmadığı ortamlarda turizmin gelişmesi mümkün değildir.
Turizmde verimsiz günler geçirdiğimiz, bu günlerde, turizmimiz olumsuz etkilenmiş, ülkemize yönelen Avrupalı turistlerin başka ülkelere gitmesine de yol açmıştır.
Barbaros Point Hotel Genel Müdürü Cihan Yılmaz ve Yönetim Kurul Başkanı Dursun Özbek ’in ev sahipliğinde gerçekleşen SKAL İstanbul Klübün aylık toplantısına SKAL Dünya geçmiş dönem Başkanı Hülya Aslantaş, SKAL Türkiye Federasyonu Başkanı Faik Alsaç, Anadolu Folk Topluluğu Sahibi Göksenin İleri SKAL İstanbul Başkanı Ata Eremsoy, As Başkan Ayşe Önen, Selma Tatar, Can Arınel, Mustafa Yalçın, başda olmak üzere SKAL yönetim kurulu ve üyeleri katıldılar.
Genel Sekreter Can Arınel’in konukları takdiminden sonra geleneksel toast ritueli yapıldı. SKAL İstanbul Klübü Başkanı Ata Eremsoy kısa konuşma gerçekleştirdi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına yaklaşan şu günlerde, Başkan Ata Eremsoy nezdinde yönetim kurulunun hazırladığı geleneksel ekim ayı toplantısının Cumhuriyet ortamı içinde gerçekleşmesi tüm konuşmaların, söyleneceklerin zaten bütünüydü.
Üyelerden Sevda Yılgaz’ın masalarda mevcut elbayrakların yanı sıra büyük bir bayrakla Cumhuriyet Atatürk tişortuyla gelmesi dikkatlerden kaçmadı. Tüm salonunun çoşkuyla marş eşliğinde bayrakları dalgalandırmaları, ne kadar resmi bayram kutlamalarına susadığımızı özlediğimizi gösteriyordu.
Başkan Ata Eremsoy Kenya Karibuni Mombasa’da 17. -21. EKİM 2018 tarihleri arasında yapılan, 79. SKAL Dünya Kongresine katılan, SKAL Türkiye Federasyonu Başkanı Faik Alsaç’ı Dünya kongresi hakkında bigilendirmesi için kürsüye davet etdi.
Türkiye Federasyonu Başkanı Faik Alsaç Dünya kongresi ve Kenya hakkında bilgiler sundu.
Pek çok tatil beldesine sahip Kenya'nın en eski ve en büyük liman şehri Mombasa’nın iklim, doğal vahşi yaşam rezervleri, tabiat manzaraları, insanları, Afrika'nın popüler safari
destinasyonu hakkında konuştu. Mombasa, egzotik kültür karışımlarını, tarihi, hayat tarzları
bazı gözlemlerini aktardı. Başkenti olan Doğu Afrika'nın ekonomik merkezi sayılan, Nairobi, turizm altyapısı hakkında bilgiler paylaştı.
SKAL İstanbul Klübü Başkanı Ata Eremsoy Mükemmel şekilde ev sahipliği yapan, Barbaros Point Hotel Genel Müdürü Cihan Yılmaz’a teşekkür ifadesi için plaket takdim etdi.
Gözden kaçmayan, seçkin mutfak örneklerinden oluşan mükemmel menü hazırlayan ve güleryüzlü senkronize servis hizmeti sunan, Barbaros Point Hotel personeliyle yönetim kurulunun aile fotoğrafı çektirmesiyle toplantı son buldu.
yilmazparlar@yahoo.com
Gündegül Parlar Haberi
BARIŞ VE ÖZGÜRLÜKLER KENTİ ÇANAKKALE
15 yıl önce kurulan Başkanlığını Şerif Antepli’nin yaptığı Collection Club geçtiğimiz birkaç gün önce Çanakkale ve Bozcada Kültür Gezisi gerçekleştirdi.
Çanakkale’nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içerisinde bulunan ve geçmişe ışık tutan, 5 bin yıllık Truva Antik Kenti’nde, şimdi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan kazıları yapmaktadır. Kazılar 150 yıldır yapılmakta olup, 5 farklı arkeolog tarafından yürütülmüştür.
Truva Antik kenti 1998 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiş, en çok tanınması ise, 1873 yılında Alman arkeolog Heinrich Schliemann’ın kişisel olarak yaptığı kazılarda kaçırdığı hazine ile olmuştur.
Homeros’un İlyada Destanı’nda Akhilleus, Hektor ve Helena hikayeleri, özellikle de Truva Atı öyküsü ile Truva’nın ününü daha da artırmıştır. “Truva Atı aslında bir gemiydi” iddiasını ortaya atan, İtalyan deniz arkeologu Francesco Tiboni’e cevaben Prof. Dr. Rüstem Aslan, bu iddanın Truva Atı hikayesini değiştirmeyeceğini belirtmiştir. İnsanları büyüleyen “Truva Atı Mitolojisi”, olmuş mudur, olmamış mıdır? Truva atı var mıdır, yok mudur? Bu sorular karşısında,1930 yıllarından itibaren araştımacılar, konu üzerine, Asur metinlerine ve betimlemelerine dayanarak bunun ata benzeyen bir savaş aleti olduğu tezi üzerinde durmuşlardır.
Prof. Dr. Rüstem Aslan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, 2018’i Troya Yılı ilan etmesi sebebiyle, “Troya Yılı” etkinlikleri kapsamında dünyanın birçok ülkesinde seminer, sempozyum ve konferanslar düzenlendiğini, bu yıl açılacak olan Troya Müzesi’ni Kanada’ya anlatıp tanıtmak için Bakanlığın organizasyonu ile üç ayrı şehirde konferanslar düzenlendiğini,Troya Milli Parkı ve çevresinin, bir cazibe merkezi haline getirilmesi için pek çok çalışmanın gerçekleştirildiği bilgisini vermiştir. Şu anda kazılar devam etmekte olup, 11. katmana ulaşılmıştır. Bütün katmanların görülebileceği şekide son derece muntazam çevre düzenlemesi yapılmıştır
Bu gizemli, bir o kadar da muhteşem olan kazı alanını, konusunda uzman ve fevkalade bilgi birikimi ile bizlere, Muzaffer Tanrıkulu rehberimiz tanıttı. Buradan ikinci durağımız olan Bozcaada’ya geçildi.
Bozcaada’da bu yıl, “Troya 2018 Yılı Bozcaada Bağbozumu Etkinlikler Projesi” ile 5000 yıllık geçmişe sahip olan bağcılık potansiyelini açığa çıkarma ve geliştirme kapsamında bir çok etkinlikler hedeflenmiştir. Tabiat güzelliklerine sahip, sakin ve huzurlu olan bu Ada’da, çok gururlanacağımız bir olay da, bir müzenin kurulmuş olması. Collection Club üyesi M. Hakan Gürüney, uzun yıllar özveri ile çalışarak çok çok önemli objelerle Bozcaada Müzesi’ni Ada’ya kazandırmştır. Türk, Rum, Roman mahalleleri, kilisesi, şarapları ve bağları ile yemyeşil bir ada.
Bu kültür gezisinin en can alıcı noktası ise Çanakkale Şehitlerini ziyaretimiz oldu. İçimizde hissettiğimiz o tarifsiz acı ile her bir şehitliği, bayırları, acaba ayaklarımızın altında yatan var mı korkusu ile ziyaret ettik. Ertuğrul Tabyası, Yahya Çavuş Şehitliği, Kocadere Hastane Şehitliği, Conkbayırı, Atatürk Zafer anıtı, Çanakkale Şehitler Abidesi ve bütün kale, tabya ve şehitlikler ziyaret edildi. Belgelerle anlatılan hikayeler içimizi acıttı. Dört günlük gezi için iki ayrı rehber bulunduran Sempatur’a gerçek bir teşekkür. İkinci rehberimiz Onursal Aydın, Çanakkale’yi sanki o günlerde yaşamışcasına inanılmaz bir bilgi birikimiyle bizlere aktardı. Çanakkale, bize hem hüznün hem de vatan sevgisinin ne olduğunu gösterdi. Nurlar içinde yatsınlar, onların sayesinde biz şimdi burada rahat yaşıyoruz.
15 yılı aşkın bir süre önce kurulan ve “Geçmişin Değerlerini, Geleceğe Taşıyan” Collection Club Başkanı Şerif Antepli ile birlikte, kaliteli, kültürlü ve fevkalade can kulüp dostlarmızla, sevgiyle, hoşgörüyle, saygıyla, inanılmaz zevk aldığımız bir tatil olanağı yaşadık. Gurubumuzun içinde iki de çiçeğimiz vardı, Lilyum ve Lotus. Ancak bütün bunları bize sağlayan Sempatur’dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Sahibi olan İlhan Uçak, Galatasaray Lisesi’ni ve sonrasında da İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirerek avukatlık lisansını almıştır. 1967 yılında başladığı amatör turizm rehberliğini, 1972 yılından itibaren rehberlik kursunu bitirip profesyonel tercüman rehberi olarak, 1982 yılında Sempatur Turizm’ini kurana kadar sürdürmüştür. TÜRSAB Kültür Komitesi Başkan Yardımcılığı ve sonrasında da Başkanlığı görevleri arasındadır. Sempatur Turizm’in kurucusu olarak gerek yabancılara, gerekse Türklere yurt içinde ve yurt dışında kültür turları düzenleyerek bu yıl seyahat acentasının 37. yılını kutlamıştır. Aynı zamanda da Collection Club üyeliğini, gururla, sürdürmektedir.
info@gundegul.com
TARİHİ YAŞATAN HOTEL
Lambousa Krallığı ve Le Chateau Lambousa Hotel, Günümüzden 5000 yıl önce Fenike Kralı Praxander tarafından, Kıbrıs adasında kurulan, on krallıktan biri Lambousa Krallık ilk olarak küçük bir liman şehri, halen Kıbrıs Amerikan Üniversitesi ve Girne Amerikan Üniversitelerinin “Sosyal Tesisi” olarak kullanılan Camelot Beach olarak anılan yere kurulduğu bilgilerini, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker veriyor.
Tabiat ve Tarihi kültürele sahip güzelliğiyle, Akdeniz incisi Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti Girne Lapta bölgesinde bulunan Le Chateau Lambousa Hotel” eşsiz bir konaklama deneyimi sunmaktadır.
Hotel orta çağ şövalyelerinin zamanına, geçmişe yolculuk yaptırıyor. Hotel, uzun yıllar boyunca hayatta kalmasını sağlayan bir simgesel yapı şato mimarisiyle inşa edilmiş. İç dekor tarihe geri götürüyor. Şövalye kıyafetleri ve kullandıkları objeleriyle dekore edilen hotel tam anlamıyla tarih kokuyor.
Eşsiz bir konaklama yeri mi arıyorsunuz? Yaşayan Tarih otelde, toplantılar, gündüz inziva, resepsiyon ve tatil için açık ve kapalı tesislere sahip.
Seçimleri ve düzenleri bakımından birbirinden farklı, 15 Standard , 19 Dubleks, 1 Engelli, 4 Junior Suite, 2 Suite, 1 Honeymoon Suite, 1 King Suite, 51 Bungalov, 3 VillaCheck in/out olmak üzere 97 Oda 220 yatağa sahip. Hotel odaları Twin Bed ya da French Bed olmak üzere farklı tasarıma sahip olmakla birlikte tüm odalar değerli misafirlere maksimum konfor ve rahatlama imkanı sunmak için dekore edilmiş.
Üstün hizmet, güler yüzlü personeli ve büyük değeri ile övünç duyan, otele bu yüzden insanlar yıllarca her yıl ziyaret etmeye devam etmekteler. Doğal Güzellik ile çevrili otelde, Tenis, jogging, rüzgar sörfü, kano, paten, deniz kenarındaki bisiklet, Koyu'nda yüzme yapabildiğiniz gibi, kokteyl barında muhteşem bir gün batımının ve Restaurantlarında dünya yemeklerin tadını çıkarabilirsiniz.
GAÜ Turizm Otelcilik Uygulama Oteli Le Chateau Lambousa Hotel Grup Genel Müdür Halil Bardak ve Grup Genel Müdür Yardımcısı Hülya Özdemir ile yaptığımız söyleşide;
Grup Genel Müdür Yardımcısı Hülya Özdemir otel hakkında “Le Chateau Lambousa Hotel, 1991 yılında inşaa edildi. 2014 yılında ise Girne Amerikan Üniveresitesi bünyesinde revize edildi. Otelimizin 44 ana bina,52 bungalow şeklinde olmak üzere toplamda 96 odası var. Ayrıca otelimiz sınırları içerisinde 3 adet villamız bulunmaktadır. Misafir portföyümüz oldukça geniştir. Başta İngiltere, Almanya, Polonya, Danimarka , Romanya, Rusya ve Türkiye olmak üzere hemen hemen dünyanın her yerinden misafirlerimiz gelmektedir. Otelimiz çok sosyal bir tesis olup, 3 havuzu , plajı, Spa merkezi, tenis courtu gibi çeşitli imkanlarıyla misafirlerimize hizmet vermektedir. Lambousa Hotel olarak en büyük iddiamız gelen misafirlerimize vaad ettiğimiz huzur ve kendilerini evlerinde hissetme rahatlığıdır. Ağustos ayında açtığımız Celebrity Hotel’inde bünyemize katılmasıyla Lambousa Hotel Group ailesi olarak oldukça aktif bir tesis işletmekteyiz. Celebrity Hotel Kıbrıs’da ilk Türk otel özelliğini taşıyor. Toplam Oda Sayısı 48 Yatak Sayısı 96” şeklinde bilgiler verdi.

Le Chateau Lambousa Hotel Grup Genel Müdür Halil Bardak’a genel Kıbrıs Turizm ile sorumuza “Turistlerin adamıza daha fazla gelmesi için uçak sayılarının artması, böylelikle bilet fiyatlarının düşmesi etkili olabilir. Tabi aslında en büyük engelimiz direk uçuşlara uygulanan ambargo. Ambargo kaldırılırsa turizm açısından daha geniş kitlelere hizmet verebileceğimizi düşünüyoruz.”açıklamalarında bulundu.
Genel Müdür Halil Bardak, Kıbrıs’a giriş çıkış hareketlerine ilgili olarak "KKTC’nin yurt dışına çıkış ve girişte tek havalimanı konumunda olan Ercan Havalimanı’na Sivil Havacılık Dairesi’nin verilerine göre, 2018 yılının Mayıs-Haziran ve Temmuz aylarında gelen-giden yolcu sayılarındaki fark, ada’ya gelenin az, gidenin ise çok olduğunu gösteriyor.
2018 Mayıs ayında THY ile 47.486 yolcu KKTC’ye gelirken, 48.720 yolcu çıkış yaptı. ATLAS hava yolu şirketiyle ise, ülkeye giren yolcu sayısı 12.712 , çıkan yolcu sayısı ise 13.454; PEGASUS havayolları ile KKTC’ye 94.224 yolcu girişi yapmış, 93.880 yolcu ise Ada’dan çıkmış. 2018 Haziran ayında ise en çok yolcu taşıyan havayolu şirketi PEGASUS olurken, bu şirket ay içerisinde çeşitli noktalardan ada’ya gerçekleştirdiği uçuş seferlerinde mayısta 94.224 yolcu, haziranda 88.418 yolcu, temmuz ayında ise 98.553 yolcu ile ulaşımı ada’ya en fazla sağlayan havayolu oldu.
Yine temmuz ayında ada’ya THY 57.422 yolcu girişi, 60.169 yolcu çıkışı uçuş seferi gerçekleştirirken; ATLAS 14.303 yolcu girişi, 16.041 yolcu çıkışı; PEGASUS ise ada’ya 98.555 yolcu girişi 101.279 yolcu çıkışı gerçekleştirdi
Ekonomik krizin ciddi anlamda hissedildiği, uçak bileti fiyatlarının tavan yapmasına rağmen KKTC’de 2018 yılının Mayıs-Haziran ve Temmuz aylarındaki giriş-çıkışlardaki resmi rakamlarda çıkışların girişlerden fazla olması, ada’dan hangi nedenle olduğu net bilinmese de bir kaçışın söz konusu olduğunu gösteriyor.”bilgilerini paylaştı.
Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker Lambousa krallığı hakkında daha fazla bilgi istememiz üzerine “Halk balıkçılık, ticaret ve gemi yapımı ile uğraşıyordu. Roma Döneminde ise şehre daha görkemli yapılar ve amfi tiyatroların yapıldı. Salamis, Soli, Amatus ve Marion gibi antik bir şehir haline geldi. Bu dönem boyunca Lapta'nın nüfusu 10.000’i aşmıştır.
Erken Hristiyanlık döneminde (M.Ö 25-250) ürünlerin bolluğu ve liman ve tersanenin bulunması nedeni ile ticarette bir değişim ve gelişim yaşandı.
Bizans döneminde ise kiliseler ve manastırlar var olan yapılara eklendi ve şehir en görkemli zamanlarını yaşamaya başladı. Bizans dönemindeki bu görkem ve şehrin bu vesile ile en parlak dönemi yaşıyor oluşu ona “parlayan şehir” anlamına gelen Lambousa isminin verilmesine neden oldu.” Böylece ismin nerden geldiğini bilgilerini aldık.
yilmazparlar@yahoo.com
TURİZMDE KEŞFEDİLMEMİŞ KASTAMONU
Pınarbaşı ilçesi, Küre Milli Parkı Hora Kanyon, Ilıca Şelale yabancı basın mensuplarınca ziyaret edildi.
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Kastamonu'nun tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünce düzenlenen, farklı ülkelerden pek çok basın mensubunun katıldığı Kastamonu'nun tarihi ve kültürel mekanlarını ziyaret gezisinde Pınarbaşı Küre Milli park içinde Hora kanyonu ve Ilıca şelalesi de gezildi.
Pınarbaşı kaymakamı Nebi Çanga, tarafından kabul edilen basın mensupları, yörenin kendisine has yemekleri ile tanıştı. Gastronomi turizm açısından önemli sayılabilen endemik bitki Kızılağaç meyvesinin kurutulup, işlemden geçtikden sonra hazırlanan Karaçorba, büyük takdir topladı.
Hora Kanyonu yürüyüş parkurunda dikkat çeken iki ağacın parkura engel olmasına rağmen kesilmemiş olması ve ağaca göre parkurun şekillenmesi. Çok uzun olan kanyonda yürüyüş parkuruda ona paralel yapılmış. Yabancı basın mensupları doyasıya fotograf çektiler.
Ilıca şelale, 15 metre yükseklikten aşağıya dökülüyor. Suyun döküldüğü yerde oluşan doğal havuzun çevresi oldukça çeşitli bitki örtüsü ile kaplanmış egzotik bir görünüm sergiliyor.
Kastamonu turizm il müdürlüğünden şef Sadık Bekar rehberliğinde yaptığımız gezide kendisiylede söyleşide bulunduk.
Şef Sadık Bekar’ın verdiği bilgilere göre; “Batı Karadeniz coğrafi bölümünde doğu-batı doğrultusunda uzanan Küre Dağları üzerinde yer alan Küre Milli Park Bütünüyle bir Plato karakteri taşıyor. Bölge eko turizm için vazgeçilmeyen destinasyonlardan biri olmaya layık doğaya uygun turistik tesislerde mevcut.
Küre Milli park bünyesinde, içinden zarı çayı geçen Horma kanyonu yaklaşık 4 Km uzunluğunda, suyun geçtiği alanlarda oluşan derin kazanlar ve kuyular mevcut.
Bölge doğal vahşi hayat bakımından çok zengin bir yer. Bir çok canlı türlerini görmek mümkün. Bazıları; Ayı, Kirpi, Çakal, Porsuk, Vaşak, Sincap, Kartal, Akbaba, Domuz, Su samuru, Şahin, Kurt, Tilki, Geyik, Karaca.” Şeklinde sıralıyor.
Turizm Şefi Bekar, park hakkında ayrıca;
“Milli Park 07.07.2000 yılında ilan edilmiştir. Küre Dağları Milli Parkı, Kastamonu ilinin kuzey batı bölümünde genel olarak Cide, Azdavay, Pınarbaşı ilçeleri ile Bartın ilinin Doğu bölümü arasında kalan bölgeyi kapsamaktadır. Toplam 37000 hektarlık bir alanı kaplayan parka en yakın yerleşim merkezleri, Pınarbaşı, Azdavay, Cide, Arıt, Ulus, Amasra ve Kurucaşiledir.” Bilgiler veriyor.
Flora bakımından, nemli bir iklim kuşağına sahip olmasıyla, yaşlı ve bakir orman örtüsü bulunuyor. Kayın ve göknar, endemik bitki türlerini, biyolojik çeşitlilik açısından zengin orman ve yalancı maki formasyonlarını barındırıyor.
Fauna bakımından, Türkiyede varlığı bilinen 132 memeli türünün 40 'ına bu bölgede rastlandığını, tilki, su samuru, karaca ve geyik gibi nesli tehlike altında olan türlerde bölgede yaşadığını, park ve yakın çevresinde 129 kuş türü olduğunu, bunların 46 'sının soyu tükenme tehlikesi altında bulunduğunu öğreniyoruz.
Aktiviteler sorduğumuzda; Sadık Bekar; Milli Park, kültürel kaynak değerleri yönünden zengin çeşitlenmiş folklorik değerlere sahip.
Yörenin, özgün giyim-kuşamı, halk müziği, zengin yerel mutfağı vs. kültür potansiyeli günümüze değin korunarak gelmiş örnekleriyle dolu. Milli Parkta planlanmış bölümlerde ve güzergahlarda çeşitli rekreasyonel kullanım olanakları mevcuttur. Doğa yürüyüşleri, tırmanma, manzara seyri, kırsal yaşam aktivitelerine katılma, eğitsel amaçlı doğa turları rekreasyonel olanakların başlıcaları arasında sayılabilir. Hora Valla Kanyonu, ve pek çok kanyon Şelaleler, Patikalar, Milli Parkın içinde yer almaktadır. Elverişli günlerde parkın rekreasyonel kaynaklarından yararlanma her zaman mümkündür.”şeklinde Turizmin bu yönünü özetliyor.

Kanyon karst jeomorfolojisi hakkında yetkililerden aldığımız bilgilere göre; “Karst topoğrafyası, karbondioksitli suların başta kireçtaşı olmak üzere jips, kaya tuzu ve kalker gibi eriyebilen kayaları eritmesi ile oluşmak olduğunu, karst topoğrafyası, kireçtaşı veya kalkerlerin erimesi ve suda eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatın suyun buharlaşması ile tekrar kalsiyum karbonat çökelmesi sonucunda meydana geliyor.” Kuşak üzerinde gelişmiş 4 ana aşınım yüzeyi karst topografya, ulusal ve uluslararası düzeyde ilginç örneklerini oluşturmuştur
Eko turizmde, gerçekleşen turizmin kaynağı olarak, doğal alanların kullanılmasıyla, doğal güzellikle ve kırsal yoğunluğu olan alanlardan faydalanılmasıyla, doğanın içinde zengin bir biyolojiyle birlikte olmak, unutulmaz doğa turizmidir ve beraberinde doğa sporlarını getirir.
Geleneksel tatil tarzının getirdiği monotonluk ve bıkkınlık özellikle batının rağbet tatil tarzı. Doğayla iç içe, sporun ve dinlenmenin bir arada yaşandığı tatil anlayışını kapsayan Kastamonu gerçekden keşfedilmemiş destinasyon.
Hatırlamak lazım turizm endüstrisine kazanç sağlarken, doğa turizminde, doğayı ziyaret eden insanların çevreye verecekleri zarar engellenmelidir. Bu zarar doğal kaynakların tahribine sebebiyet verir. Doğa turizmi, doğal kaynakların uygun bir şekilde, zarar görmeden kullanımını amaçlar. Ziyaretçilerin bu şekilde eğlenme-dinlenmesine ve yenilenmelerine olanak sağlanmalı. Eko turizmi sürdürülebilir yapmalı.
Sürdürülebilir Turizm; sürdürülebilir gelişimi ifade ettiği sürece doğanın, ölçeğin, mevkiinin bir gelişim süreci içerisinde uygun bir biçimde zamana karşı devamını sağlayıcı nitelikte olmalıdır.
Sürdürülebilir turizm tüm doğal öğeleri içeren doğal ve kültürel çevrenin etkilenmesine karşı gelen nitelikdir.
yilmazparlar@yahoo.com
Biz İstanbul’a Layıkmıyız?
SKAL İstanbul Klübün Armada Hotel ev sahipliğinde yaza merhaba gecesi toplantısında Otel Sahibi Kasım Zoto yaptığı turizm ve otelin oluşum kesitlerin yer aldığı konuşmasında “İstanbul Bize layıkda, Biz İstanbul’a Layıkmıyız?”dedi.
İstanbul kültür çalıştayında, Turizm Kültür Bakanımızca; Vedat Türkali’nin ‘Bekle Bizi İstanbul’ şiirindeki “Sen bize layıksın biz de sana” sözleriyle İstanbul’a layık olabilme dile getirilmişti. Kimliğini kaybeden, marka kent olmaya layık, ancak kötü şöhrete yol alan İstanbul…
Kasım Zoto’nun sözleri adeta yankılandı. Gerçekdende, tarihi eşsiz doğasıyla, zengin kültürel mirasın harmanlandığı birçok tarihi ve kültürel eserleri barındıran, doğu ile batı arasında önemli bir köprü durumunda olan, kimliğini kaybetmesine sebep olduğumuz İstanbul..
Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşamaktadır. World Tourism Organization tarafından bildirilen, Birleşmiş Milletlerlerce, kent nüfusunun % 60 üstünde büyüyeceği ve kentlerde yaşayan insan sayısının 5 milyar kişi den fazla olacağı tahminlerine bakıldığında, küresel hareketler ve sermaye, birçok kentin görünüşünü de değiştirdiği gibi İstanbul bu harekete hemen teslim olan kentler arasındadır. Turizm sektörünün gelişimini sağlayan, rekabet gücünü arttıran bir zamanların İstanbul’u turizm anlamında cazibesini kaybetmeye mahkum kentler arasındadır.
Kentlerin büyümesinde etkili olan önemli faktör planlama olmasına rağmen, İstanbul merkezi bir plan ile gelişme gösterebilmişmidir.?
Fransız, Alman, İspanyol, İngiliz sömürgeciler Amerika kıtasına yerleşmeden önce kent planı yaptıklarını iyi bilmekteyiz. Yine bir örnek Roma, 1800 yıl önce 1 milyon nüfusun yaşadığı iyi planlanmış organize bir kent olma özelliğine sahip olmuştur.
Kent, insanların günlük yaşantılarının düzgün bir şekilde işlemesini ve kent içindeki yoğunluğun olumsuz etkilerinin daha az hissedilmesini sağlamaktadır. Karmaşık bir düzene sahip olan kentlerde, hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin yaşam kalitesi düşmektedir.
Kentler yaşayan organizmalar gibi organik bir yapıya sahiptirler. Doğarlar, büyürler, ekonomik canlılık dönemi sonrası düşüş yaşarlar ve önemlerini kaybederler. Bu döngüyü yaşamamak gerekir. Pek çok etkiliyen faktörlere teslim olmamak gerekir.
Geçmiş uygarlıkların eşsiz izlerini görebildiğimiz, kültürel miras varlıklarını, gerek doğa, gerekse insan afetlerinden zaman içerisinde çoklarının oldukça yıpranan kültürel mirasımız, esasen yalnızca bizlerin değil, sınırları aşan sınırlara bağımsız olan dünya mirasının parçasıdır.
Kültürel miras zengini, dili, dini, ırkı, kültürü farklı veya aynı soydan gelen farklı coğrafyalarda yaşayan toplumları birbirine bağlayan ortak kültürel mirasa sahip Türkiye’nin ve Dünyanın incisi İstanbul’u, Beton yığınları arasında endüstriyel kirliliğiyle, trafik gürültüsüyle, stres dolu yaşamından sıyrılamayan bir şehir yaptık.
Bir zamanların ağaçlarla, yapraklarla yeşilin tonlarıyla, beyaz, sarı, mor, sıklamen renkli çiçeklerle iç içe Boğaz’a, Haliç’e sahip İstanbul’un kültürel mirasını ve doğa mirasını nasıl zaman içinde zarara uğratdık. Onun içindir ki; Biz İstanbul’a layıkmıyız…
SKAL İstanbul Klübü geleneksel aylık toplantısını Haziran ayı için klüp üyelerin eşleriyle birlikde olduğu samimi bir ortam içinde Armada Hotel Kasım Zoto ev sahipliğinde 18 Haziran 2018 gecesi gerçekleştirdi.
Toplantıya SKAL İstanbul Klüp Başkanı Ata Eremsoy, As Başkan Ayşe Önen, Genel sekreter Can Arınel, Organizasyonlar Direktörü Mustafa Yalçın yönetim kurul üyeleri, SKAL Klüb sekreterliğini yürüten Güliz Mumcu, TUROB Başkanı Timur Bayındır ve Klüp üyeleri katıldılar.
SKAL İstanbul Klüp Başkanı Ata Eremsoy geleneksel SKAL Toast’u yapmıyacaklarını söylemesine rağmen, Hayatını Türkiye'nin tanıtımına adamış ve SKAL İstanbul Kulübü'nün kurucularından, Fethi Pirinçcioğlu’nun torunu Ceylan Pirinçioğlu’nun oğlu, Toast ritüelini merak etdiği için birlikde sözleri söyleyerek SKAL toastını yaptırdılar. Başkan Ata Eremsoy minik yavrudan ilerde SKAL Klüp Başkanı olma sözünü aldı.
SKAL İstanbul Klüp Başkanı Ata Eremsoy yaptığı kısa konuşmada Armada Hotel sahibi Kasım Zoto başta olmak üzere tüm emeği geçen otel personeline teşekkürlerini sundu. Bunun bir göstergesi olarak Kasım Zoto’ya Klübün plaketini takdim etdi.
Armada Otel Sahibi Kazım Zoto ile Turizm genelinde özel söyleşi gerçekleştiriyoruz. Kasım Zoto önce “ İstanbul Turizminde Çanlar Kimin İçin Çalıyor?”diyor ve hemen yıllara döküyor; “Çok kötü geçen 2016 ve 2017 yıllarından sonra, ülkemizde turist trafiğinin hareketlenmesi, tüm turizm camiasını sevindirdi ve yeniden umutlandırdı. Ancak turizmi sadece kelle sayısı olarak incelersek, uzun vadeli büyük bir yanlışlık yapmış oluruz.” Şeklinde Açıklama getiriyor.
Açıklamasına ilave olarak Kasım Zoto “1970’lerde hippi turizmi ile canlanmaya başlayan İstanbul kent turizmi, 45 yıllık bir süre içinde iyi kötü “sürdürülebilir” sayılabilecek bir şekilde 2015’e kadar her pazardan biraz pay alarak büyümüştü. Bu pazarın içinde biraz bavul turizmi, biraz eğlence turizmi, biraz dini turizm, kültür, kongre,incetive, kruvaziyer turizmleri gibi turizmin hemen her çeşidi bulunuyordu.
Bir turizm ürünü olarak bakıldığında, bu dengeli denilebilecek büyümede, İstanbul’un kalitesini geliştirmesinin de önemli payı olmuştu. Bir taraftan Tarihi Merkez’e yakın, İstanbul kent kültürünü canlı tutan butik oteller, dünya standartlarında 4 ve 5 yıldızlı oteller, gurme lokantalar, dünya standardında gece kulüpleri açılırken, diğer taraftan ticaret merkezlerine yakın ve ucuz 2 - 3 yıldızlı oteller daha farklı bir turist kesimini konuk ediyordu.”sözleriyle ifade ediyor.
Kasım Zoto’ya 2018’i sorduğumuzda,“2018 yılına geldiğimiz zaman, kent turizmi bu çeşitlilikten uzaklaşmış, bunun yerine artış ağırlıkla Doğu, Ortadoğu, Uzak Doğu ülkelerinden, ucuz ürün arayan pazarlara yönelmişti. Agirlama sektörünün eski gelirlerine ulaşamadığı için hizmet kalitesini düşürmesi, yetişmiş personelin bu maaşlarla sektörde kalmak istememesi, dolayısı ile kaliteli eleman bulma zorluğu gibi sorunlar ortaya çıkıyordu. Bu durum da turizmcilerin hizmetlerini daraltarak, minimum sayıda ve düşük maaşlı personel ve işi en ucuza nasıl mal ederim mantığı ile sürdürmeye çalışması sonucunu doğurdu… İşte en kritik nokta da burada! Sektörün birinci ligine kadar çıktığımız 45 yıldan sonra 3. lige düşme tehlikesini gözardı etmememiz gerekli. Tekrar 1. lige çıkmak da uzun bir zaman gerektirebilir.” Şeklinde acı tabloyu gözlerimizin önüne seriyor.
Aynı masada bulunduğumuz Merlin Grup genel Müdürü Sarper Hilmi Suner ile yaptığımız sohbetde Merlin Entertainments hakkında bilgi isterken; Merlin Entertainments; aileye yönelik eğlencede Avrupa'nın 1 numaralı ve dünyanın ikinci en büyük etkinlik alanı işletmecisi olduğunu, 23 ülkede ve 4 kıtada 111 eğlence merkezi, 12 otel ve 4 tatil köyü işletdiğini Türkiye’deki markalarını Sea Lıfe İstanbul, Madame Tussauds İstanbul ve Legoland® Discovery Center olduğunu öğreniyoruz.
Sarper Hilmi Suner “Merlin'in dünyadaki markaları arasında The London Eye, Madame Tussauds, Sea Lıfe, Legoland, Legoland® Discovery Centre, Dreamworks Tours: SHREK’s Adventure, Dungeons, Gardaland, Alton Towers Resort, Warwick Castle, Thorpe Park Resort, Blackpool Tower, Heide Park Resort, Sidney Tower Eye ve Skywalk gibi pek çok eğlence merkezi yer alıyor.” Diyor ve “Türkiye’deki merkezi SEA LIFE İstanbul, Bayrampaşa Forum AVM içerisinde 8 bin metrekarelik alan üzerinde ziyaretçilerini karşılıyor. Tüm dünyada 4 kıtadaki 51 farklı noktada yer alan, 40 yılı aşkın bilgi birikimine sahip, dünyanın en büyük ve en çok ziyaret edilen akvaryum zinciri Sea Lıfe’ın içerisinde 500’ün üzerinde türden yaklaşık 15 bin deniz canlısı yaşıyor.”bilgilerini veriyor.
En çok turist çekeni sorduğumuzda; Madame Tussauds olduğunu söyliyor. Birazda hakkında bilgi veriyor “Madame Tussauds İstanbul 20 milyon TL yatırımla, İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Grand Pera binası içerisinde kuruldu. 2 bin metrekarelik bir alanda bulunan Madame Tussauds İstanbul’da tarih, kültür-sanat, bilim, spor ve eğlence dünyasından 60’ın üzerinde ünlü ismin balmumu figürü ziyaretçileri karşılıyor. Madame Tussauds’yu sadece bir müze olmaktan çıkarıp aynı zamanda bir eğlence merkezine dönüştürüyor.”
yilmazparlar@yahoo.com
SKAL MİLLENNİUM HOTELDE
İngiliz menşeili dünyaca ünlü otel zinciri Millennium Hotels –Resorts’in Türkiye'deki ilk oteli Millenium İstanbul Golden Horn Hotel SKAL İstanbul Klübün aylık geleneksel Mayıs toplantısına ev sahipliği yaptı.
Millenium İstanbul Golden Horn Hotel Genel Müdürü Orhan Yeşerenyuva’nın davetinde 8 Mayıs 2018 Salı günü gerçekleşen SKAL İstanbul Klübün aylık toplantısına SKAL Dünya Geçmiş Dönem Başkanı Hülya Aslantaş, Dünya SKAL Onur Üyesi Somer Özkök, SKAL Türkiye Federasyonu Başkanı Faik Alsaç, Anadolu Folk Topluluğu Sahibi Göksenin İleri SKAL İstanbul Başkanı Ata Eremsoy, As Başkan Ayşe Önen, Selma Tatar, Can Arınel Meltem Tepeler başda olam üzere SKAL Yönetim ve Üyeleri katıldılar.
Mahalle konsepti içerisindeki seçkin markaların yer aldığı kafe, restoranların yanı sıra kuyumcu ve diğer mağazalardan yararlanma fırsatı sunan, Millennium Istanbul Golden Horn Hotelin tanıtım filminden eski virane mahalle görünümden kültürel endeksli turizm kompleks oluşunu takdirle izliyoruz.
Gayrimenkul odaklı kalkınma projeleri yerine kültür odaklı kentsel gelişim projesine uygun bir turizm hizmeti vermeye hazır hotelin konsepti, Almanya (Ruhr Havzası), Fransa (Metz ve Lens bölgeleri), İngiltere (Glasgow, Liverpool, Londra), İspanya (Bilbao) gibi ülkelerde örneğini gördüğümüz kültür ve sanatsal yatırımlarla kentsel canlanma yaratmaya çalışmaktadır.
Toplantı Genel sekreter Can Arınel’in gündem sunmasından ve konukların takdimiyle başladı. Başkan Ata Eremsoy’un kısa konuşmasıyla ve toast rituelden sonra Ev sahibi Genel Müdür Orhan Yeşerenyuva hotel hakkında bilgi verdi
Bilgilere göre Hotel; Tarihi Yarımada'da Ayvansaray-Balat bölgesinde konumlandırılan 5 yıldızlı 'Millennium Istanbul Golden Horn', 3 adet suite, 21 adet deluxe, 90 adet superior, 13 adet standart olmak üzere 127 odaya sahip. Haliç’in eşsiz manzarasında, tarihi dokuyla lüks ve konforu buluşturan 'Millennium Istanbul Golden Horn', özel sokağından giriş imkanı bulunan ve gün ışığı alan 404 m2 büyüklüğündeki balo salonu ile 300 kişiye kadar yaz ve kış davetleri için tasarlanan ön bahçesiyle de dikkat çekiyor.
Konuk Konuşmacı Göksenin İleri İlk Skalite Ödülü alan isim olduğunu açıkladıkdan sonra Türk folklorunu türizme kazandırmanın öykülerini anekdotlarla paylaştı.
İstanbul’un surlarının önemine dikkat çeken Göksenin İleri, Bakanlığı olması teklifinide yaptığını söyleyeek vurguladığı surların önemini, 3 kısımdan oluşması 5 metrelik kalınlıkda olması aralarında su hendeklerin oluşu geçilmesi mümkün olmayan Dünyanın en önemli stratejik surları olduğun kanıtı olduğunu söyledi.
Hotelin bulunduğu konumda surların ilk başlangıcı olduğunu söyleyerek tarihi bir değeri ortaya koydu. Turizmde pek çok ilki hayata geçirdiğini, keyifli anekdotlarıyla süsleyerek uzun yıllar hizmet vermenin ve sürdürmenin altını çizdi.
Türkiye’nin tanıtımında önemli rol üslenmeye hazırlanan Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu FİJET, Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği ATURJET beraber işbirliği Yapacağını duyurdular. İstanbul ATURJET Başkanı ve FİJET Yönetim Kurulu Üyesi Delal Atamdede SKAL Federasyon toplantısının Diyarbakır’da yapılmasını önerdiler.
Toplantı sonrası gruplar halinde otel gezildi. Millenium İstanbul Golden Horn Hotel iş geliştirme müdürü Gülay Özel ile yaptığımız özel söyleşide “Millennium Istanbul Golden Horn'; Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına ev sahipliği yapan ve her köşesinde bunun izlerini taşıyan kültürel çeşitliliğe sahip, surlar içerisinde, Tekfur Sarayı, Anemas Zindanları, Emir Buhari Tekkesi, Meryem Ana Kilisesi gibi dünyaca ünlü tarihi eserlerle çevrili, özel bir lokasyonda bulunuyor. Tarihin kalbi burada atıyor. Bizler de, konuklarımızı Millennium Otel Grubu'nun yüksek misafirperverlik standartlarıyla ağırlamak için hazır bekliyoruz.” Konumların değerini sıralıyor.
Gülay Özel “Otel, dar sokakları, rengarenk cumbalı evleri, müzeleri, camileri, kiliseleri ve sinagoglarıyla farklı din ve kültürleri birleştiren, tarih kokan sokakları adım adım dolaşıma imkanı da sunuyor. 'Millennium Istanbul Golden Horn', şehrin tüm diğer bölgelerine deniz, kara ve raylı sistemle ulaşımın kolaylığı bulunan bir bölgede yer alıyor. Otel, Pierre Loti Tepesi, tarihi Mısır Çarşısı ve Sultanahmet gibi İstanbul’un en önemli noktalarına ise 10 dakikada ulaşma imkanına da sahip bulunuyor.” Ulaşım kolaylığın altını çiziyor.
Mutfak konusunda sorumuza Gülay Özel “ Otel misafirleri açık büfe kahvaltı hizmetinin yanısıra öğlen ve akşam servislerinde Türk ve dünya mutfaklarından spesiyallerin sunulduğu Keros Restaurant’da, Haliç manzarası eşliğinde özel lezzetleri, zengin et menülerini ya da Girit mutfağının eşsiz tatlarını deneyimleyebiliyorlar.” Şeklinde mutfaklarını açıklıyor.
Zincir halkası oldukların Millennium Hotels & Resorts hakkında; Millennium Hotels - Resorts, dünyada eşsiz bir hizmet sunan uluslararası bir otel grubudur. ‘Gerçek misafirperverlik’ felsefesiyle kurulan grup, iş ve tatil amaçlı misafirlerin tüm ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde donatılmıştır.
Grup; Asya, Avrupa, Orta Doğu, Yeni Zelanda ve Kuzey Amerika'daki önemli şehirlerde 130'dan fazla dört ve beş yıldızlı otele sahiptir. Millennium Hotels &Resorts; Grand Millennium, Millennium, Copthorne, Kingsgate, M Hotel, M Social ve Studio M olmak üzere 7 markayı bünyesinde barındırmaktadır. İngiltere ve Avrupa'da; Londra, İngiltere'nin Kuzey ve Güneyi, İskoçya, Galler, Fransa ve İtalya olmak üzere birinci sınıf merkezlerde 24 adet donanımlı oteli bulunan Millennium Hotels- Resorts, İngiltere ve Avrupa'da, önemli lokasyonlarda 200'den fazla toplantı salonu ve 5 bin 700'den fazla odada konaklama hizmeti sunmaktadır.”şeklinde bilgilendiriyor.
yilmazparlar@yahoo.com