21 Ağustos 2014 Perşembe

DEPREMDE EN BÜYÜK HASAR TURİZMDE-YILMAZ PARLAR



DEPREMDE EN BÜYÜK HASAR TURİZMDE

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi öncülüğünde, JMO Sakarya İl Temsilciliği tarafından, 17 Ağustos depreminin 15. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde SATSO (Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası) Konferans Salonunda “Deprem Güvenli Kentleşme” konulu panel düzenlendi.


Panelde kıyıların en tehlikeli, en güvensiz yerler olduğu bir kere daha altı çizildi.
Hiçbir envanter çıkarılmadan, coğrafi olarak güvenli olmayan yerlerin yerleşime ve turizme açılması riskin doruklarında olan stratejik olarak depremde en fazla hasar olacağı yerlerin başında gelmektedir. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde Bölgesel Deprem ve Tsunami İzleme-Değerlendirme Merkezi  (UDIM)  Müdürü Doğan Kalafat ile yaptığımız söyleşi üzerine Tsunami Erken Uyarı Merkezi çalışmaları kapsamında Kandilli Rasathanesi 1. Genişletilmiş Haberleşme tatbikatını lider olarak ve  bölgedeki ilk tsunami tatbikatı olan “NEAMWave12”yi  Girit adası açıklarında meydana geldiği varsayılan 8.4 büyüklüğünde bir deprem sonrasında oluşabilecek tsunamiye göre kurgulayarak başarıyla gerçekleştirmiştir. KRDAE, 2014 Ekim ayında ikinci Tsunami Tatbikatı NEAMWave14’de Karadeniz’de bir Tsunami Senaryosu için yer alacak, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilecek senaryoya da Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi olarak dahil olacaktır. Bütün bu çalışmalar neticesinde gerçekleştirilen faaliyetlerdeki liderlik rolüyle ilgili olarak KRDAE, UNESCO tarafından takdir edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tebrik edilmiştir. Kıyılar deprem sonrası Tsunami riski altındadır.


Panelin sunuculuğunu Kocaeli Gültepe Tünelleri ve Kocaeli Yenidoğan Viyadüklerinde emeği olan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası üyesi Gülay Aksoy üstlendi.
Panel moderatörlüğünü TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan yaptı. Panelistler İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Naci Görür, Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı Demir, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe ve AKUT Başkanı Ali Nasuh Mahruki çarpıcı açıklamalarda bulundular.


Açılış konuşmasında TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan “ 
12/01/2010 tarihli TBMM’nin 46. Birleşiminde benimsenen 953 sayılı TBMM Kararı ile oluşturulan “Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı Raporun ilk cümlesi “Ülkemizde meydana gelen depremlerin yarattığı acılar unutulmamıştır” olsa da,  tüm diğer raporlarda olduğu gibi bu rapor da raflarda tozlanmaya bırakılmış, ne yazık ki depremlerin yarattığı acılar unutulmuştur!


"Yenilenmiş Türkiye Diri Fay Haritaları" ülkenin deprem tehlikesi ve riskinin yüksekliğinin en önemli göstergesi, hızlıca eksiklerin tamamlanması ve başta deprem olmak üzere ülke jeolojik koşullarının ürünü olan risklere karşı etkin ve verimli bir afet yönetim sistemi oluşturulmalı. Sakarya'da yıkılması gereken ağır hasarlı 6 bina hala yıkılmamış, 750 orta hasarlı konutun onarımı gerçekleştirilmedi. Kocaeli'nde 6 Mayıs 2013 itibarıyla orta hasarlı olan ve son kez tahkikatlarının yapılması veya yıkılması için tebligat gönderilen toplam 6 bin 723 bina bulunuyor. Bu binalarda kiracı ikamet ediyor. Düzce'de de durum farklı değildir. Bolu'da kent içi yoğunluğun düşürülmesi amacıyla getirilen yapı yüksekliği yapı sınırlaması, 2009 yılında yapılan yerel seçimlerin siyasi istismar alanı haline getirilmiş, akabinde kat yükseklikleri artırıldı. Ülkenin deprem tehlikesi ve riskinin yüksekliğinin en önemli göstergesi,  hızlıca eksiklerin tamamlanması ve başta deprem olmak üzere ülke jeolojik koşullarının ürünü olan risklere karşı etkin ve verimli bir afet yönetim  sistemi oluşturulmalı. Afet mevzuatı, 7269 sayılı 'Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun' bütünleşik afet yönetiminin ana hatlarını içerecek şekilde yeniden düzenlenmeli.  'Yenilenmiş Türkiye Diri Fay Haritası' sadece ülkemiz karasal ve Marmara denizini kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Kara ve denizlerimizin de depremselliğini açığa çıkaracak araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Afet Tehlike Haritalarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar kamu kurumları ve üniversiteler işbirliğinde ivedi olarak başlatılmalı. Öte yandan, 4708 sayılı Yapı Denetim Yasası yenilenmeli." Dedi.


Prof. Dr. Naci Görür, “Kentlerimiz doğal afetlere karşı güvenli değildir. Halkın ilgisine göre  görünen kompozisyon deprem unutuldu.  Bilim dünyası olarak Yer bilimci olarak doğruları söylemek zorundayız. Ortadoğuda ki deprem levhalar her sene 2,5 cm. kadar Yunanistan’a hareket ediyor. Bu sıkışmalar depremleri üretiyor.

Depremleri gögüslemek için önce nedenlerini araştırmamız gerekiyor.
Nedenleri ?.
yoğun göç, nüfus artışı, plansız şehirleşme, politik yaptırım eksikliği, yerel yönetimde yetki yetersizliği, kaynak yetersizliği, kapasite azlığı, eğitimli teknik eleman noksanlığı, konuyla ilgili bilgi bilinç ekipman yetersizliği,

Neler yapılmalı ?
Risk ve afetlerin olası etkinlerini azaltmalı, gerekli strajeliler geliştirmeli, hukuki, siyasi,  ve teknik çalışmalar bir an önce yapılmalıdır. Halk eğitilmeli, konu  ciddiye alınmalı.  Hükümet ne yaparsa yapsın halkın içinde olmadığı hiçbir çalışma başarılı olmaz.
Çalışmalar şeffaf, halkla birlikte, STK ile ve ortak akılla kararlar alınarak yapılmalı. 
 Nasıl yapılmalı ?
Yapı stoku çevre park orman yönetim bileşenlerin tümü birlikte olmalı.” Dedi.

Deprem olasılığı ile soruya Prof. Dr. Naci Görür, “Yaptığımız araştırmalar sonucunda, özellikle Marmara Ereğlisi açıklarıyla adalar arasında kalan fay, birinci derecede risk oluşturuyor. Bu fayın kırılması durumunda Marmara bölgesinde büyük bir deprem olmasını bekliyoruz. Bu fay hattında gerçekleşecek depremden en fazla Marmara Denizi'nin güney sahillerinde yer alan yerleşim alanları, İstanbul ve Tekirdağ etkilenecek. Dolayısıyla bu bölgelerde alt yapının ve yapı stokunun bu şiddetteki bir etkilenmeye karşı deprem güvenli olması gerekir. Değilse de güvenli hale getirmek gerekir Bu bölgede olacak bir depremin büyüklüğü 7.2'den küçük olmayacak. Yani deprem kaçınılmaz. Marmara Denizi'nin altından geçen fay hattının uzandığı hat boyunca inceledik. Çeşitli bölgelerde gaz ve su çıkışı tespit ettik. Marmara'nın altında biriken enerji er veya geç açığa çıkacak. İstanbul ve Tekirdağ'ı tehdit eden bu fay hattındaki kırılma, yapılan araştırmalara göre 2029'a kadar gerçekleşecek.”açıklamasında bulundu.


Nasuh Mahruki Depremin adres sorarak randevu alarak gelmediğini, Depremin sadece teknik bir konu olmadığını aslında toplumsal ve siyaset ilişkilerden bağımsız olarak  bunun değerlendirilemiyeceğini vurgu yaptı. Bu gün büyük kentlerimizin risk haline gelmesinin temel nedenleri aşırı yük ve göçün olduğu,  Anadoluda yeni cazibe merkezlerin kurulmasının gerektiğini Kentsel dönüşümde yeni bir bakış açısıyla yeni bir anlayışla paradigmaya ihtiyaç olduğunu siyasetden bağımsız düşünemiyeceğimizi ifade etti.
Nasuh Mahruki “Fotoğraf hiç iyi bir şey göstermiyor. İyi görünmüyor. Hiç ümit vermiyor. Her konu konuluşurken bir görünen sorun vardır Bir de kök sorun vardır. Biz hep görünen sorun üzerinden gidiyoruz kök soruna pek değinemiyoruz. Aslında. daha net daha açık daha cesur olmamız gereken bir sürecin içerisindeyiz. Gerçekten daha yaşanılır bir Türkiye de hep beraber yaşamak istiyorsak, sorunları çözmeliyiz. Aslına bakarsınız bir ilkin A’sı ne ise Z’si de odur.
Güvenli kent istiyorsak Ülke meselerini iyileştirmek düzeltmek, yukarıya taşımak istiyorsak, önce algı değişimine paradiğma değişikliğine ihtiyacımız var.

En büyük sorun kentin göç alması, kalabalıklaşması, çoğalması. İstanbul çoğrafi olarak bakıldığında Türkiye yüz ölçümünün 140’da biri. Nüfus olarak Türkiye nin 5’ de biri. Bu kadar dar alana bu yoğunluktaki nüfusu sığdırıyorsanız, hastalıklı sağlıksız fotoğraf olduğunu görmek için ordinaryüs bir profösör olmanıza gerek yok.

Türkiye’nin 140’ da biri coğrafyaya nüfusun 5’ birini sıkıştırıryorsanız, burada insanları mutlu edemezsiniz. Sağlıklı bir kent dokusu oluşturamazsınız.  Afetlere depremlere dayanıklı kent dokusuna ulaşamasınız.
İnsanların eve-işe gidip gelmelerinde trafikte geçen 2-3 saat zaman harcamalarından   kurtaramazsınız. Bunun yarattığı stres travma sağlık sorunları hava kirliliği, hırsızlık olayları, hepsini üst üste eklediğinizde,  bu kalabalıkla, bu alt yapı- üst yapı  sıkıntılarıyla birlikte yaşanmaz bir kent oluşmaktadır.

Düzeltilmesi istenmiyor. Aslında mesele buradan kaynaklanıyor. Kimse bunu istemiyor. İstanbul Türkiye’nin en kıymetli yeri, arazisi çok kıymetli, herkesin derdi bu arazinin peşinde olmak.

ktidarı ele geçirenler, Devleti bir şekilde eline geçirenler mazbatayı ele alanların tek derdi güç bizde iktidar sırası bizde acaba biz ne kadar yolumuzu buluruz buradan cebimizi nasıl doldururuz, düşüncesindeler.

Arazi rantı herkesin hedefi. Açık kapı var. Bu yasaya uygun. Kağıt üzerinde baktığınızda, Belediye meclisi elini kaldırıyor indiriyor. Yeşil alanı ve deprem toplanma alanı olarak ilan edilen bir yeri, Depremlerde toplanma yeri olarak 470 adet seçilen yeri beğendiğini canı çektiği istediği kimseye verebiliyor. 4o kat rezidansa çevirebiliyor veya AVM ye çevirebiliyor. Yasal olarak yapabilirsin belediyeye böyle bir yetki verilmiş ama ahlaka aykırı millete aykırı insana aykırı vatana geleceğe çocuklarımız herkese aykırı. Sonunda suç kentine dönüşür ahlaka ihanet eden bir şey kimin umrunda..

Kök sorun Türkiye’yi yönetenlerin bu rantı cebe indirmek istemeleri. Kanal İstanbul projeside, yeni alanları imara açma hedefide aynı rant düşüncesi. Zaten güç bizde…

Bizi bu nereye götürür?  Bu gidişle 15-16 milyonluk şehirde büyük sıkıntılar içinde yaşamaya çalışıyoruz. 25 milyona geldiğimizde San Paolo, Rio de Jenario, Meksico City gibi suç kentine dönüşürüz.  Arkanıza bakmadan yürüyemezsiniz sokaklarda. 2 kilitden geçtikden sonra evlerinize girebilirsiniz.
Rant düşüncesiyle, Türkiye’nin hiçbir meselesini çözemezsiniz. Çocukların bu bedelleri ödemelerini istemiyorsak, eğri oturup doğru konuşmak lazım. Bu işin sorumluları belli öncelikle bütünleşik afet eylem planıyla 77 milyonun tamamını dahil eden Türkiye coğrafyasının tamamını dahil eden bir sistemle yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Öncelikle bu büyük şehir nüfus baskısını azaltmak, Anadolu’da cazibe merkezleri,  iş ve istihdam alanları yaratarak, yeni kentler kurarak şehri boşaltmanız gerekiyor.
insanlar büyük şehirlere çaresizliktan göç ediyorlar. Anadolu’ya yatırım yapılmıyor ki;  iş ve istihdam olanakları kurulmuyor ki;  insan doğduğu yerde sağlıklı yaşayamıyacağı için iyi eğitim alamıyacağı için iş bulamıyacağı için sağlık servisini  alamıyacağı için göç ediyorlar. Hemde tüm sorunlarıyla beraber geliyorlar.
İstanbul her sene 400 bin kişi göç alıyor 3 yılda bir milyon üstünde göç alıyor. Bir milyonu aşan şehir  bizde çok azdır. İstanbul 3 yılda, bir büyük şehir kadar kalabalıklaşıyor. Kime yarıyor bu işte o arazi rantı peşinde kimler varsa onlara yarıyor. Kim ödüyor bedeli hepimiz. Fotografın gerçeği bu.  Derdimiz rant. Ranta hayatımızı teslim ediyoruz.
İstanbul Uygun mühendislik hizmetiyle yukarıya doğru büyüyebilir. Geri kalan arazilerde sosyal donatılara çevrilebilir. Yeşil alanlar, parklar, otoparklar vs.

Ayrıca Soma olayına değinen Mahruki, “Soma façiası aslında bir cinayet demek lazım. Uluslar arası çalışma örgütünün İWO’ nun 176 sayılı yönetmeliği 12 yıldır masa üzerinde imza bekliyor. Yönetmelik, İmzalanmış olsaydı, maden işcileri, gelişmiş ülkelerdeki gibi güvenli şartlarda sağlıklı şartlarda çalışacaklardı. Böyle facia olmıyacaktı.
Anlaşmaya imza atmayan ülkeler Pakistan ve Afganistan…”şeklinde özetledi

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe “Geldiğimiz noktada İstanbul 1999 yılından daha iyi daha iç açıcı durumda değil
 17 Ağustos büyük Marmara depreminin üzerinden 15 yıl geçti. Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde saat 03.02’de meydana gelen depremde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi öldü ve 48 bin 901 kişi yaralandı. Yüz binlerce insanın evsiz kaldığı depremin acıları aradan geçen zamanda unutuldu. Her depremde yaşanan acı ve korku tazelenirken aradan geçen sürede yeterli önlemler alınmadı.

Yalova’da depremde 400 kişinin öldü. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından imara kapatılan yerler imara açıldı. Kesinlikle iyileştirmelerin yapılması gerekiyor.
 
 17 Ağustos depreminin İstanbul’a 110 km. uzaklıkta meydana gelmesine karşın 30 bin binaya hasar verdi. Çadıra yer yok Cemal Gökçe, depremden hemen sonra 1999-2002 yılları arasında İstanbul Valiliği tarafından 310’u kesinleşmiş toplam 470 adet toplanma yerinin tamamı yapılaştı.”dedi
Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı Demir,  İmar ve paralel kanunları hakkında çeşitli yönetmelik hakkında , genel akademik bilgiler verdi.

yilmazparlar@yahoo.com 



9 Temmuz 2014 Çarşamba

TUROB DEĞERLENDİRME RAPORU-YILMAZ PARLAR

2014 YILI KONAKLAMA SEKTÖRÜ YATIRIM TEŞVİK BELGELERİ
                                                            TUROB DEĞERLENDİRME RAPORU
Ekonomi Bakanlığınca Mayıs 2014 ayına ait verilen “Yatırım Teşvik Belgeleri”  Resmi Gazete’de 9 Temmuz 2014 tarihinde yayınlandı. Söz konusu  veriler konaklama sektörü açısından TUROB tarafından derlendi.
Mayıs 2014 ayı için ülke genelinde 22 yeni otel projesi “Teşvik Belgesi”,  4 otel ise “Modernizasyon/Tevsi Teşvik Belgesi” olmak üzere toplam 26 otel “Teşvik Belgesi” aldı.
Toplamda 335,17 milyon Türk Lirası harcanarak tamamlanacak olan yatırımlar ile 1.166 yeni istihdam sağlanacak. Yeni otel yatırımları yatak kapasitesini 5.144 adet artıracak. Toplam 15 şehirde yapılacak yatırımlardan otel sayısında İstanbul 4 otel ile birinci, Antalya 3 otel ile ikinci sırada yer alıyor. İlave yapılacak yatak sayısında ise Antalya 1.020 yatak ile ilk sırada, Muğla ise 878 yatak ile 2. sırada yer alıyor.

YATIRIM TEŞVİK BELGELERİ
May.14
Şehir


Toplam
Toplam
Ağrı
1
70
Antalya
3
1.020
Balıkesir
2
152
Bursa
1
150
Giresun
1
238
İstanbul
4
378
İzmir
1
138
Kocaeli
1
358
Malatya
1
436
Mersin
2
854
Muğla
1
878
Samsun
1
60
Sivas
1
320
Şanlıurfa
1
22
Trabzon
1
70
Genel Toplam
22
5.144

OCAK-MAYIS  2014

yilmazparlar@yahoo.com

8 Temmuz 2014 Salı

Esra Alkan Kalk gidelim kitapları-Rize-Yılmaz Parlar

 KALK GİDELİM RİZE
Esra Alkan'ın yazdığı Kalk Gidelim seyahat kitaplarının dördüncüsü Rize çıktı.
Serinin dördüncü kitabı olan Kalk Gidelim Rize, çay yaprağının ağzından kendini size tanıtıyor. Rengarenk şehrin doğasını, insanını, yaşam şeklini, esprilerini öğrenmek istiyorsanız Kalk Gidelim Rize tam size göre...


Bütün kitapçılarda bulabileceğiniz Kalk Gidelim kitapları her ne kadar çocuk gezi kitapları arasındaysa da, aslında yetişkinler için de özel, eğlenceli bir rehber kitap.
Varlık Yayınları'nın çocuk kitaplarıyla büyüyen bizler, Esra Alkan'ın Kalk Gidelim Çocuk Seyahat kitaplarının Varlık'tan  çıkıyor olmasıyla ayrıca heyecanlandık.
 Dile gelen çay yaprağı eşliğinde dolaştığımız Rize'nin bilmediğimiz pek çok şeyini gülerek öğrendik. Karadeniz insanının mizahını, tüm güzelliklerini öğrenmek istiyorsanız bu rehber kitabı kaçırmayın.

Esra Alkan diyorki “Çocukluğumdan beri başka dünyaları merak ettim, başka ülkeleri, başka insanları tanıyarak bu merakımı gidermeye çalıştım ve çalışıyorum. İstanbul Üniversitesi’nde arkeoloji okurken aldığım sosyal ve fiziki antropoloji dersleriyle de insana olan merakımı gidermeye çalıştım. Dünyada pek çok ülke gezdim; ama Anadolu’yu gezerken hissettiğim heyecan hep daha farklı oldu.Sonunda,TRT 1’de hazırlayıp sunduğum KALK GİDELİM adlı seyahat kültürü programını çok sevdiğim çocuklarla birlikte 52 bölüm yaparak tamamladım. 



TRT Belgesel kanalında yetişkinler için yine gezi programları hazırladım. Gezerken aklımda hep geleceğin kâşiflerine KALK GİDELİM kitaplarını yazmak vardı. Düzce, Mardin ve Sinop’tan sonra, dizinin bu dördüncü kitabında sizleri Rize’ye götürüyoruz.”

yilmazparlar@yahoo.com



9 Haziran 2014 Pazartesi

TUROB GELENEKSEL YEMEK HİLTON BOMONTİ HOTEL-YILMAZ PARLAR

Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği'nin (TUROB) Haziran ayı Geleneksel Öğle Yemeği, Hilton Bomonti Hotel'de düzenlenen organizasyon ile gerçekleştirildi.
Sektörü bir araya getiren yemeğe, İstanbul Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı Kazım Tekin ve TUROB Başkanı Timur Bayındır’ın yanı sıra, TUROB üyesi oteller, sektör temsilcileri ve basın mensupları katıldı.

Yemeğin açılış konuşmasını gerçekleştiren TUROB Başkanı Timur Bayındır, geçtiğimiz haftalarda acı bir olay ile yitirdiğimiz Somalı madenciler için bir kez daha rahmet dilediklerini, insan hayatının ve değerinin bu gibi üzücü kayıplar ile hatırlatılmamasını temenni ettiklerini vurguladı. 2014 yılının yarılandığı bu dönemde, Birlik olarak tanıtım çalışmaları ve pazar araştırmalarının tüm hızıyla devam ettiğini söyleyen Bayındır, “Sektörümüzün, en önemli uluslararası fuarlarını geride bırakırken, her yıl yeni ve gelişen pazarları, endüstriye kazandırmaya çalışıyoruz” dedi.


“Afrika Pazarından Büyük Kazanımlar Sağlayabiliriz”
Mayıs ayı başında, TUROB bünyesinden bir heyet ile katılım sağladıkları WTM Afrika Turizm Fuarı’nın, bölgeyi tanımak açısından önemli bir fırsat yarattığını belirten Bayındır şunları aktardı; “Tüm meslektaşlarımın yakından tanıdığı "WTM Londra" markası, WTM Latin Amerika ayağından sonra, WTM Afrika Projesi ile sektörün dikkatini global olarak, bölgeye çekmektedir. Kıtanın ve özellikle Güney Afrika Cumhuriyeti'nin, Ülkemiz ile olan yakın ticari ilişkileri ve bağlarının, bölgeyi, turizm sektörü için önemli bir potansiyel haline getirdiğini düşünüyoruz. Türk Hava Yolları'nın başlattığı direkt ve aktarmalı 30'un üzerinde sefer ile kıta ile olan ulaşım sıkıntımız çok büyük bir oranda giderilmiş, destinasyonun ivmesi başarılı bir artış yakalamıştır. Fuar süresince yapılan görüşmelerde, ülkemizin yakın gelecekte Afrika pazarından turizm anlamında da önemli kazanımlar sağlayacağı izlenimini edindik.

“Mevcut Pazarların Güçlendirilmesi Önceliklerimiz Arasında”
Turizmin ne kadar hassas ve kırılgan yapıda bir sektör olduğu bilinciyle, her zaman alternatif pazarlar yaratarak, ürün çeşitliliğimizi ön planda tutma gayretindeyiz. Bununla beraber mevcut pazarların da güçlendirilmesi ve ilişkilerimizin pozitif tutulması bizler için öncelikli. Özellikle son yıllarda ülkemiz için önemli bir pazar haline gelen

“Ortadoğu Ülkeleri “Turist Çeken” Ülke Algısına Odaklandı”
Ortadoğu bölgesini hedef alan, ATM Dubai Fuarı'nda edindiğimiz izlenim, Bölgenin "turist gönderen ülke" imajından sıyrılarak, "turist çeken ülke" algısı üzerine titizlikle çalıştığı yönünde olmuştur.  Yaptığımız görüşmelere göre, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Oman gibi ülkelerin turizm stratejileri, kongre- alışveriş - eğlence turizmi üzerine planlanmakta ve ortaya çıkarılan cazibe merkezleri ile bu ülkeler birer turizm ülkesi haline getirilmektedir. Dubai’de 2020 yılında gerçekleştirilecek EXPO ile Katar’ın ev sahipliğinde 2022 yılında gerçekleştirilecek FIFA Dünya Kupası etkinliklerinin bölgenin tanıtımı ve imajına katkı yapacağı, aynı zamanda cazibe merkezi haline getireceği öngörülmektedir.”

“Kongre Turizminde Yeni ve Güçlü Rakiplerin Sayısı Artıyor”
Ürün çeşitliliğini geliştirmek ve var olan potansiyeli doğru kullanmak adına özellikle İstanbul gibi büyük şehirler açısından önem arz eden Kongre Turizmindeki gelişmeleri takip etmek için IMEX Frankfurt fuarına katıldıklarını ifade eden Bayındır; “Fuardaki en önemli detay her destinasyonun, ayrı bir marka olarak, ülke stantları içerisinde yer almadan tanıtılmasıdır. Bildiğiniz gibi 2013 yılında Türkiye, toplam 221 toplantı ile ilk kez ICCA Top 20 Ülkeleri arasına girerek 18. sırada yer buldu. İstanbul ise 146 toplantı ile geçen yıla göre 1 sıra atlayarak  8. sırada yükseldi. Kongre Turizminde etkin ülke ve şehirlerin yanında, yeni ve güçlü rakipler, sundukları cazip imkanlar ile bu alanda önemli bir rekabet getirmişlerdir. Geleneksel şehirler dışında, başta Ortadoğu, Afrika ve Uzakdoğu olmak üzere çok sayıda ülke kongre turizmi pastasından pay almak üzere çaba göstermektedir. Örneğin; Malezya Kuala Lumpur ile atağa geçerek 2014-16 döneminde toplam 10 bin delegenin katılımı ile 10 Uluslararası Kongre kazanmıştır. Gördüğümüz üzere rakiplerimiz giderek artmakta, sahip olduğumuz tarihi ve doğal güzellikler, değişen rekabet koşullarında ve beklentilerde, tek başına yeterli gelmemektedir” diye konuştu.

“Yatırımlar Salt Turizm İstatistiklerine Dayanarak Değil Titiz Bir Fizibilite Çalışması ile Yapılmalı”
Turizmin, bugün dünya ekonomisi içerisinde gelir sağlayıcı faktörlerin başında yer alan, büyük oranda yatırım yapılan ve gelişen bir sektör haline geldiğine vurgu yapan Bayındır, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Ülkemizde de gelişen turizm hareketlerinin, ağırlıklı olarak otel yatırımlarına yansıdığını görmekteyiz. Ancak her zaman altını çizerek belirttiğimiz üzere, yatırımların, salt turizm istatistiklerine dayanarak değil, titiz bir fizibilite çalışması ile ihtiyaçlar tespit edilerek yapılması gerekmektedir. Her ay açıklanan teşvikleri incelediğimizde Genel tablo ağırlıklı olarak yüksek kapasiteli 4 ve 5 yıldızlı oteller ile İstanbul ve Antalya'yı işaret etmektedir. Bu şehirlerimizin turizm gücü düşünüldüğünde, yatırımların yoğunlaşması normal olsa da, arz fazlasına bağlı olarak otel doluluklarındaki gerileme ve potansiyel düşünüldüğünde, Anadolu'ya doğru yönelecek yatırımların daha önemli ve verimli olduğunu söyleyebiliriz.

“Doğru Lokasyonda Doğru Hedef Kitleye Hitap Edecek Tesisler Yapılmalı”
Trabzon, Eskişehir, Konya, Kayseri, Malatya, Van, Bursa, Mersin, Adana, Diyarbakır ve İzmir otel yatırımları için önde gelen şehirlerimiz arasındadır. Bununla beraber dünya genelinde ziyaretçi trendlerin daha küçük butik konseptli otellere yöneldiği görülmektedir. Asıl önemli olan doğru lokasyonda doğru hedef kitleye hitap edecek tesisler yaratmaktır. Günümüz turistinin gözünde, ziyaret edilen bölge bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Şehrin altyapı ve üstyapıdaki başarısı, Hava alanı hizmetleri, ulaşım kolaylığı, restoran ve eğlence merkezlerinin çeşitliliği ve kalitesi, esnafın ve halkın bilinçli yaklaşımı gibi pek çok unsur turizm imajına etki etmektedir. Yapılacak yatırımların yeni otellerden ziyade, turizm çeşitliliğine ve mevcut ürünlerin geliştirilip, iyileştirilmesine yönelik olması, bahsetmiş olduğum artan pazar rekabeti anlamında ülkemize çok daha fazla avantaj sağlayacağı düşüncesindeyim. TUROB olarak, biz bu anlamda sektörümüze ışık tutmaya gayret ediyor ve ülkemiz çıkarına işleyecek ortak hedefler üzerine çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu çalışmalarda, ülkemizin ekonomik, sosyal ve turizm açısından merkezi sayılan İstanbul markası bizim için son derece önemlidir. Şehrin, bir kültür mozaiği ve temsili bir marka olması hepimize büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Bu markayı güçlendirmek ve yaşatmak için değişen dünya dinamiklerine ve beklentilere cevap verebilmek ve bu doğrultuda planlama yapabilmek kaçınılmaz bir gerçektir.  Bununla beraber Anadolu'daki şehirlerimizde sevindirici gelişmeler yaşanmaktadır.

“Van Kahvaltısının Guinness Rekorlar Kitabına Girmesi Var Olan Değeri ve Ürünü Tanıtmak Açısından Çok Güzel Bir Örnek”
Ülkemizin zengin kültür miraslarını barındıran önemli kentlerimizden Van'ın tanıtımına çok önemli katkılar sağlayan Van Kahvaltısının, Guinness Rekorlar Kitabına girmesini büyük bir gururla karşıladık. Bu organizasyon, var olan bir değeri ve ürünü pazarlama ve tanıtma anlamında yapılabilecek projelere çok güzel bir örnek olmuştur. En başından beri Birliğimizin de desteklemiş olduğu bu güzel etkinlikte, emeği geçen tüm yetkililerimizi ve sektörümüzün değerli girişimcilerini tebrik eder, organizasyon süresince göstermiş olduğu kıymetli özverileri için Rescate Hotels Yönetim Kurulu Danışmanı Sayın Şule Gökırmak'a özellikle teşekkürlerimi sunarım.”

İstanbul’da 4. kez başlayacak ve ay sonuna kadar devam edecek Shopping Fest’te de değinen Bayındır, bu kapsamda tüm İstanbullular ve yabancı misafirler için alışveriş fırsatları sunan etkinlik ile ilgili bilgilendirmelerin yapılmasının önemine dikkat çekti.
Geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz duayen turizmci Mehmet Zelzele’nin vefatının yarattığı büyük üzüntüyü dile getiren Bayındır, “Birliğimizde uzun yıllar yönetim kurulu üyeliği yapmış, turizm sektörüne büyük katkıları bulunan, İstanbul Pisa ve Eyfel otellerinin sahibi, değerli büyüğümüz Mehmet ZELZELE'ye bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum, kendisini ve sektörümüze sağladığı katkıları daima hatırlayacağız” diye konuştu.
Başkan Bayındır’ın ardından, TUROB Danışmanı Yeminli Mali Müşavir Dr. Nedim Türkmen, son dönemde KDV’de yaşanan gelişmelerle ilgili bir konuşma yaptı.
Bayındır, konuşmasının ardından yeni üye otellere plaketlerini sunarken, sponsorlar; Ecolab-Yurtiçi Kargo ve Boyut Yayın Grubuna; değerli ev sahipliğinden ötürü Hilton İstanbul Bomonti Hotel Genel Müdürü Sayın Remco Norden'a ve değerli ekibine teşekkürlerini sunarak, plaket taktim etti.

yilmazparlar@yahoo.com

6 Mayıs 2014 Salı

AMERİKA REKORUNU VAN KIRACAK-YILMAZ PARLAR




AMERİKA REKORUNU VAN KIRACAK

Amerika'nın elinde bulundurduğu 18 bin 941 kişiye verilen kahvaltıyla Guinness dünya rekorunu kırmak için Van 1 haziran 2014 tarihinde 20.000 kişilik kahvaltı sofrası kurarak Guinness Dünya Recorunu Türkiye’ye getirecek.

Tüm Van şehrinin devlet, yerel idare, sivil toplum kuruluşları, Ticari kuruluşlar,  öğretim yuvaların tüm temsilcileri ve halk topyekün tek vücut olarak inanmış bir irade olarak yola çıktılar. Guinness otoritelerine başvurdular. İstek kabul gördü. İstanbul Ticaret odası binasında 5 mayıs 2014 tarihinde basın toplantısı düzenleyerek halka duyurdular.

Basın toplantısına  Van Valisi Aydın Nezih Doğan, Van Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çoban, Van Milletvekili Mustafa Bilici, Prof Dr Orhan Kural, Üniversite rektörü Peyami Battal, Van Milletvekili Nazmi Gür,  Van TSO Başkan Necdet Takva, İTO Yönetim kurul sayman üyesi Hasan Erkesim,  ve Van Vakıf Başkanı Müjdat Çelik katıldılar.

Van turizm tanıtım ve Van kahvaltısının kültürü ile ilgili kısa filmi gösterildi. 60 çeşit kahvaltı ile pek çok firmanın ve kuruluşun sponsorluğunda kurulacak kahvaltının öncelikle “Barış sofrası” olmasını altı çizildi.

Barış sofrası, Van’ın kahvaltısını marka yapabilecek ve dünyaya tanıtabileceği gibi  hemde dünyaya kardeşçe yaşama kavramını, barış mesajı gönderecek.

Van Valisi Aydın Nezih Doğan moderatörlüğünde gerçekleşen Basın toplantısında tüm konuşmacıların ortak vurguları fotograf karesinin bütünlük teşkil etmesi. Barış huzur kavramının ilk sırayı alması rekordan ziyade dost sofrasını dünyaya duyurmaktı. Uluslararası turizm zirvelerinde yabancıların bizlere söyledikleri gibi “Varolan Misafirperverliğinizi konukseverliğinizi tanıtın.-Bu konuda benzersizsiniz” sözlerini hatırlatıkca Van’ın böylesine örnek olabilecek etkinliği şehri tanıttığı gibi marka yaptığı gibi Türkiye markasında önemli katkısı olacaktır.

Bu proje ile Van’da turizm patlaması olacağı ve bunun için Van’ın hazır olduğunu tüm konuşmacılar tekrarladılar. Hep Birlikte bu Barış sofrasına davet ettiler. 20.000 Kişiden fazlasını rekora yazdırtacaklarını ifade ettiler.

Bu projenin; Proje Başkani Ramazan Temizeri, Proje Koordinatörü Şule Gökırmak, Rekor Danişmani Prof. Dr. Orhan Kural Ve Aydın Türkgücü, Pr Danişmani Derya Duysak.

yilmazparlar@Yahoo.com

31 Mart 2014 Pazartesi

Taksim Point Hotel resmen 5 yıldızlı-Yılmaz Parlar

Taksim Point Hotel resmen 5 yıldızlı!
Mülkiyeti Özbek Ailesi’ne ait olan Taksim’deki Point Hotel, yanındaki otelle birleştirilerek kapasitesi arttırıldı. Otel yönetiminin 5 yıldız başvurusu kabul edildi ve otel artık resmen 5 yıldızlı oldu.

Özbek Ailesi 1989’da Taksim’in Talimhane bölgesinin ilk 4 yıldızlı oteli Nippon ile turizme açıldı. Daha sonra yine aynı bölgede yine 4 yıldızlı olan Point Hotel devreye girdi. Aile bu otelin yanındaki binayı da mevcut binalarına katarak Point Hotel’in kapasitesini arttırıp Turizm Bakanlığı’na 5 yıldız statüsü almak için başvurdu. Taksim Point Hotel  Genel Müdürü Nuri Kalyoncu son durumu  Tourexpi’ye anlattı.  Otelin hizmete girdiği günden bu yana sınıfının 4 yıldızlı olarak geçtiğini belirten Kalyoncu, “5 yıldızlı bir tesis olmak için gereken tüm girişimleri tamamladık. Otelimizin 5 yıldızlı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da onaylandı. Yanımızdaki binayı da ana binaya kattık. Böylece oda sıyımız 230’a yatak kapasitemiz de 600’e çıktı. İş oteli olarak konumlandık. Bu yüzden iş otellerinin olmazsa olması bir Executive Lounge yaptık” diyor.
Kalyoncu’ya iş oteli müşterisinin temel özellilerini özetlemesini istediğimizde ise şu bilgiyi verdi: “Bu kesim için internet erişimi çok önemli. Biz de internet hızımızı arttırdık. Kendilerine hizmet edecek personelin eğitimli olmasını talep ediyorlar. Biz de personelimizi eğitimlilerden seçip, dönem dönem kendi iç eğitimlerimizi de yapıyoruz. İş oteli arayan kesimin bir diğer özelliği ise konfor ve rahatlık. Misafirlerimizi rahatlatmak adına odalarımızda mefruşattan mobilyaya, yataktan kapıya kadar değişiklikler yaptık. Her odaya HD TV’ler koyduk. Misafirlerine hem Digiturk hem de D-Smart yayınlarını aynı anda veren İstanbul’daki tek oteliz.”

Taksim’deki yayalaştırma çalışmalarını da değerlendiren Kalyoncu bu konuda şunları söyledi: “Taksim Meydan Projesi tamamlandığında meydanın daha aktif kullanılacağını düşünüyorum. Bu meydanın konser ve sanatsal etkinliklere ayrılması halinde bundan hem Talimhane otelleri hem de İstanbul turizmi karlı çıkacaktır.Yayalaştırma projesiyle birlikte devreye giren metro bağlantıları, Levent tarafı veya Tarihi Adaya toplu taşıma araçlarıyla ulaşmak isteyen turistlere büyük bir kolaylık sağladı. Böylece misafirimiz otelinden çıkıp metroyla trafiğe takılmadan gezip dolayabilecek.”
Kalyoncu Nisan ayına yönelik rezervasyonla aldıklarını belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “Paskalya dolayısıyla İspanya ve İtalya’dan rezervasyonlar alıyoruz. Önümüzdeki aylarda gerçekleşecek kongrelerden dolayı Kongre Vadisi diye adlandırılan bölgedeki oteller ortalam yüzde 80 doluluklara ulaşacak. İstanbul’da performansın düşmemesi için tanıtıma ara verilmeden devam edilmeli. İstanbul’un son dönemlerde ulaştığı seviyeyi koruyup bunun üstüne çıkabilmesi için yapılacak tanıtımların süreklilik arzetmesi gerekiyor.”

yilmazparlar@yahoo.com

15 Mart 2014 Cumartesi

Şişli Marriot Hotel Açıldı-Yılmaz Parlar

BERTUĞ BEY İNŞAATDAN TURİZME ATAK  
BERTUĞ BEY ŞİŞLİ MARRİOT HOTEL İLE TURİZME MERHABA DEDİ
Şişli Marriot Hotel Açılışı münasebetiyle düzenlenen basın toplantı sonrası Marriott International Avrupa Operasyonundan Sorumlu
İcra Kurulu Üyesi Reiner Sachau  İstanbul Marriott Hotel Şişli Genel Müdürü Thomas Eder Hotel sahiplerinden Bertuğ Bey İnşaat yönetim kurul üyesi Tuğba Gültekin ile  yaptığımız kısa söyleşi sonrası otelin tamamını gezdik.

Elbetteki ilk ziyaret henüz dekorasyon halinde bulunan Bertuğ Bey İnşaatın Turizm ofis katıydı.  Tuğba Gültekin ile birlikte gezdiğimiz ve aldığımız kısa bilgilerle
Şişli'de eskiden daimi halk pazarı olarak kullanılan Karagözyan Ermeni Vakfı'na ait arazide inşa edilen ABD'li marka Marriott otel zinciri ile anlaşılan 2009 yılınında başlanan otelin inşaatının 5 yıl sürdüğünü Marriott’un son derece titiz davranma nedeniyle uzun süreç yaşandığını Tuğba Gültekin’den öğreniyoruz. Gültekin Marriot grubu ile anlaşmalarıda özetleyerek yeni proje planladıklarını böylelikle Turizme soyunduklarını dile getirdi.

İcra Kurulu Üyesi Reiner Sachau  İstanbul Marriott Hotel Şişli Genel Müdürü Thomas Eder ile yaptığımız söyleşide “İstanbul’un Türkiye’nin gün geçtikce Turizmi geliştirdiğini gelen turist sdayısındaa cok ciddi artışın yeni otel yatırımlarına son derece açık olduğunu Türkiye ile dahada güçlendiklerini ifade ettiler.

Ayrıca Basın toplantısında İcra Kurulu Üyesi Reiner Sachau Türkiye’deki 11’inci, İstanbul’daki 7’nci oteli olan İstanbul Marriott Hotel Şişli’nin açılışıyla Doğu Avrupa’daki hızlı büyümesine devam ettiğini söyledi. Sachau, “İstanbul’da böylesine görkemli bir otel açmış olmaktan ve Türkiye’deki güçlü portföyümüze bir otel daha eklemekten dolayı mutluyuz. 

Avrupa’daki 11 otelimizin 6’sının bulunduğu Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda güçlü bir büyüme sergiledik ve bu büyüme, marka portföyümüzün gücünü gösteriyor. Geçtiğimiz 3 yılda, 27,000 bin yeni oda ile bir rekora imza attık ve 2015 sonuna kadar Avrupa’daki varlığımızı ikiye katlamayı planlıyoruz” dedi

İstanbul Marriott Hotel Şişli Genel Müdürü Thomas Eder ise yaptığı konuşmasında   “Geleceğin seyahat trendleri ve ihtiyaçlarını bugünden karşılamak istediklerini Bu yıl içinde 80.000 kişiyi ağırlamayı hedefediklerini vurguladı. Eder “Dünya devi Marriott Grubu, tüm dünyada konuk ağırlama standartlarını belirleyen yüksek hizmet kalitesini şimdi Türkiye’ye de taşıyor. Çünkü Türkiye’ye, Türkiye’nin turizm potansiyeline güveniyor ve bu ülkenin geleceğine yatırım yapıyoruz.”dedi
Yetkililerin verdiği bilgilere göre 72 ülkesinde, 3.900 otel, 35 milyon  üyesine  ve 18 markaya sahip bir otel zinciri olan Marriott International’ın İstanbul Marriott Hotel Şişli otelininde gördümüz kullanım ve aksesuar eşyaların tümü tabii doğal olması. Hizmet vereceği Kongre turizmine Otel kapasitesi ile büyük ölçüde pay sahibi olacak.
Otelin inşaatı kadar gösterilen titizliği hizmet veren personel alımında da gösteren Otel grubu hak ettiği en gözde İstanbul otellerinden biri olacağı muhakkak.
Turizm kazandırılan Otelde emeği geçenleri tebrik ediyoruz.
 yilmazparlar@yahoo.com