TURİSTİK OTELLERİN İSTİHDAM SORUNUNU ÜSİM ÇÖZECEK
Turistik otel ve tesislerinin istihdam sorununu çözmek amacıyla Üsküdar İstihdam Merkezi (ÜSİM) ile Turistik Otel İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) arasında protokol imzalandı.
Üsküdar Belediyesi tarafından işsizlik sorununa çözüm üretmek amacıyla kurulan Üsküdar İstihdam Merkezi (ÜSİM), istihdam alanını Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) ile imzaladığı protokol ile genişletti.
Üsküdar Belediyesi Nikâh Dairesi Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen basın toplantısına, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, TUROB Başkanı Timur Bayındır, TUROB Genel Sekreteri Levent Erdoğan, ÜSİM'den Sorumlu Başkan Danışmanı Ali Çiçek ve çok sayıda basın mensubu katılımıyla gerçekleşti.
“4 AYDA 1021 GENCİMİZE İŞ SAHİBİ OLDU”
Törende konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Üsküdar İstihdam Merkezi’nin sadece CV ile gelenleri niteliklerine göre alanlara yönlendirmediklerini, vasıfsız olarak müracaat edenler içinde kurslar verilerek nitelik kazandırma çalışmalarının olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu hizmeti ücretsiz sunuyoruz. Sonrasında gencimizi bizden eleman talep eden işverenlerimize birimlerimize yönlendiriyoruz. Biz işveren peşindeyiz. Her gün bir yere gidiyor ve işverenlerle tanışıyoruz. Ülkemizde ki en büyük sorun işsizlik sorunu. Bu dönemde en hayırlı iş bu olacağını düşünüyorum. 15 Mayıs itibariyle ÜSİM'i kurduk. 1 Haziran gibi hizmete başladı. 4 ayda 7 binin üzerinde kişi başvuru yaptı ve bunlardan bin 21 kişiye istihdam sağladık. Hedefimiz 5 Bin kişi."
“SOSYAL BELEDİYECİLİĞİN GEREĞİNİ YAPIYORUZ”
İŞKUR ve KOSGEB ile işbirliği içinde olduklarını belirten Türkmen, “KOSGEB desteğiyle 30 genç girişimciye eğitim verdik. Projelerini KOSGEB’e gönderdik ve 100 bin TL destek ile kendi iş yerlerini açma imkânı sunduk. Türkiye'nin her yerine ne tür eleman gerekiyorsa ÜSİM'den geçmek üzere gençlerimize iş bulacağız. Sosyal belediyeciliğin gereği bence buradan başlıyor. Kumanya, yiyecek giyecek yardımıyla bu iş bir yere kadar. Bu tür arkadaşlara iş bulursanız daha çok yardımcı olursunuz” dedi.
“ELEMAN BULAMIYORUZ”
TUROB Başkanı Timur Bayındır ise eleman bulmakta zorlandıklarını belirterek, “Eleman almak için ilan veriyorsunuz, çevreye haber salıyorsunuz, kimse gelmiyor. Eleman bulma zorluğu içinde kalıyoruz. Bu kadar işsizlik var ancak eleman bulamıyorsunuz burada bir yanlışlık var. Bu sorunu ÜSİM’le çözeceğiz. Turizm insan çalışmadan yapılmayacak olan iş. Biz ÜSİM’in birinci derecede işvereni olabiliriz diye düşündük. Sadece İstanbul için değil, başka illerimizdeki tesislerde de istihdam desteği sağlama imkânımız olacak. İşsizlerle işverenleri buluşturduğunuzda sorunun yüzde 70’i çözülmüş oluyor” dedi.
Konuşmalardan sonra, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ile TUROB Başkanı Timur Bayındır arasında protokol imzalandı.
yilmazparlar@yahoo.com
24 Ekim 2014 Cuma
13 Eylül 2014 Cumartesi
SKAL TURİZMDE BAŞARIYI EĞİTİMDE GÖRÜYOR.
Skal İstanbul Klübü geleneksel aylık yemekli toplantısını, Turizme yeni merhaba diyen, Türkiye otelcilik ekollerinden Dedeman gruba ait Bostancı Dedeman Hotelde 11 Eylül 2014 tarihinde gerçekleştirdi.
Skal İstanbul Klübü Başkanı Feza Solaklar, Yönetim Kurulu üyelerini yanına davet ederek birlikte geleneksel Skal Toast ile açılışı yaptı. Genel sekreter Ata Eremsoy Başta TUROB Başkanı Timur Bayındır, TAŞFED Başkanı Yalçın Manav ve Turizmin önde gelen misafirlerini takdim ederek Başkan Feza Solaklar’ın konuşmasını yapması için davet etti.
Feza Solaklar Toplantıya ev sahipliği yapan, Başta Murat Dedeman, Banu Dedeman, Dedeman Otelleri Genel Müdürü Emrullah Akçakaya olmak üzere Dedeman Bostancı Genel Müdürü Nadir Kadakal'a tüm çalışanlara konukseverliklerinden dolayı Klüp adına teşekkürlerini sundu.
Tüm personel ile toplu hatıra fotografı çektirildi.
Başkan Solaklar Skal Klüb olarak öncelikle yapacakları çalışmaların başında eğitimin geldiğini altını çizerek belirtti.
Gerek aktif olarak çalışmakta olan turizm profesyonellerinin ve gerekse üniversite öğrencilerinin geleceğin turizmcilerini yetiştirmek konusunda üniversiteler ile işbirliği yaptıklarını açıkladı.
Solaklar Turizmin altı aylık ve son durumunu mukayeseli olarak rakamlarla raporladı. Genel profili çizdikten sonra etkinliklerini ve tarihlerini üyelerine duyurdu.
Toplantı misafir konuşmacı Özyeğin Üniversitesi Otel Yöneticiliği Programı Direktörü Mehmet Teoman Alemdar, 19 Temmuz 2012 tarihinde Özyeğin Üniversitesi ve Le Cordon Bleu ile imzalanan iş birliği anlaşmasının kapsamında öğrencilerin yetiştirilmeleri hakkında sunumunu yaptı.
Mavi Kurdele anlamında olan “Le Cordon Bleu” isminin mutfak sanatları ile ilişkilendirilmesi ilk olarak 16. yüzyılda ortaya çıktı. Le Cordon Bleu ismi, Fransa Kralı III. Henri tarafından kurulmuş ve zaferlerini şatafatlı ziyafetlerle kutlayan Saint-Esprit Şövalyeleri’nin sembolünde bulunan mavi kurdele nedeniyle, 16. yüzyıldan itibaren mutfaktaki mükemmeliyetin simgesi oldu.
1950’li yıllarda Paris’te yaşayan Julia Child’ın bu okulda eğitimini tamamlayıp ünlü bir aşçı ve yemek yazarı olması da Le Cordon Bleu’nün tanınırlığını artırmıştır.
1950’li yıllarda Paris’te yaşayan Julia Child’ın bu okulda eğitimini tamamlayıp ünlü bir aşçı ve yemek yazarı olması da Le Cordon Bleu’nün tanınırlığını artırmıştır.
Günümüzde Le Cordon Bleu, 20 ülkede, 40’ı aşkın uluslararası okulda yılda 20.000 öğrenciye eğitim vermektedir.
Le Cordon Bleu öğrencileri, Michelin yıldızlı restoranlardan gelen usta şefler ya da prestijli yarışmalarda galip gelerek Meilleur Ouvrier de France gibi unvanları elde eden isimler tarafından eğitilirler. Usta aşçılar, klasik Fransız mutfağı ve uluslararası aşçılık tekniklerine ait bilgi ve deneyimlerini Le Cordon Bleu öğrencilerine aktarırlar.
Gastronomi ve Mutfak Sanatları Lisans Programı’nda derslerin Le Cordon Bleu master şefleri tarafından Le Cordon Bleu eğitim modülleri kullanılarak verilmesini ve 4 yıllık lisans programının yanı sıra üniversitenin öğrencisi olmasa da kariyerini değiştirmek ya da bu alandaki yetkinliğini geliştirmek isteyenler için, bir sertifika programını da kapsamaktadır.
Gastronomi ve Mutfak Sanatları Lisans Programı’nda derslerin Le Cordon Bleu master şefleri tarafından Le Cordon Bleu eğitim modülleri kullanılarak verilmesini ve 4 yıllık lisans programının yanı sıra üniversitenin öğrencisi olmasa da kariyerini değiştirmek ya da bu alandaki yetkinliğini geliştirmek isteyenler için, bir sertifika programını da kapsamaktadır.
Le Cordon Bleu’nun uluslararası geçerliliği ve saygınlığı olan sertifikası, mezunlarına dünyanın dört bir yanında en iyi yerlerde kariyer edinmenin kapılarını aralayacak. Türkiye’den de Michelin yıldızlı Şeflerin çıkmasını sağlayacak.
Gerek Fransa’da gerekse İngiltere’deki pek çok elit işletmede şef olarak yıllarca hizmet verdikten sonra 2000 yılında Şef Christophe Bidault Le Cordon Bleu ailesine katılmıştır. Şef Christophe Bidault Cordon Her ayrıntısı düşünülmüş şeker heykelleri, ince bir işçilikle işlenmiş çikolata heykelcikleri ve meşhur Fransız tatlısı “croquembouche” ile yaptığı kuleleriyle ünlüdür.
Toplantı sonrası üyeler Oteli gezdiler. Her türlü kongre, konferans zirveye mükemmel ev sahipliği yapacak hotel yeteri miktarda toplantı odalarına 5 yıldızlı otelin tüm ihtiyaçlarına cevap verecek kapasitede.
En önemlisi eğitimli profesyonellerin başında Genel Müdürü Nadir Kadakal olmak üzere tüm çalışanları güleryüzlü, istekli, enerjik görünce Turizm adına son derece memnun oluyoruz.
yilmazparlar@yahoo.com
21 Ağustos 2014 Perşembe
DEPREMDE EN BÜYÜK HASAR TURİZMDE-YILMAZ PARLAR
DEPREMDE
EN BÜYÜK HASAR TURİZMDE
TMMOB
Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi öncülüğünde, JMO Sakarya İl
Temsilciliği tarafından, 17 Ağustos depreminin 15. yıldönümü etkinlikleri
çerçevesinde SATSO (Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası) Konferans Salonunda
“Deprem Güvenli Kentleşme” konulu panel düzenlendi.
Panelde
kıyıların en tehlikeli, en güvensiz yerler olduğu bir kere daha altı çizildi.
Hiçbir
envanter çıkarılmadan, coğrafi olarak güvenli olmayan yerlerin yerleşime ve
turizme açılması riskin doruklarında olan stratejik olarak depremde en fazla
hasar olacağı yerlerin başında gelmektedir. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma
Enstitüsü’nde Bölgesel Deprem ve Tsunami İzleme-Değerlendirme Merkezi (UDIM)
Müdürü Doğan Kalafat ile yaptığımız söyleşi üzerine Tsunami Erken Uyarı Merkezi çalışmaları kapsamında
Kandilli Rasathanesi 1. Genişletilmiş Haberleşme tatbikatını lider olarak
ve bölgedeki ilk tsunami tatbikatı olan
“NEAMWave12”yi Girit adası açıklarında
meydana geldiği varsayılan 8.4 büyüklüğünde bir deprem sonrasında oluşabilecek
tsunamiye göre kurgulayarak başarıyla gerçekleştirmiştir. KRDAE, 2014 Ekim ayında ikinci Tsunami Tatbikatı
NEAMWave14’de Karadeniz’de bir Tsunami Senaryosu için yer alacak, aynı zamanda
Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilecek senaryoya da Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi
olarak dahil olacaktır. Bütün bu çalışmalar neticesinde gerçekleştirilen
faaliyetlerdeki liderlik rolüyle ilgili olarak KRDAE, UNESCO tarafından takdir
edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tebrik edilmiştir. Kıyılar deprem
sonrası Tsunami riski altındadır.
Panelin
sunuculuğunu Kocaeli Gültepe Tünelleri ve Kocaeli Yenidoğan Viyadüklerinde
emeği olan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası üyesi Gülay Aksoy üstlendi.
Panel
moderatörlüğünü TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan yaptı.
Panelistler İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği
Bölümünden Prof. Dr. Naci Görür, Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği
Bölümünden Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı Demir, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe ve AKUT Başkanı Ali Nasuh Mahruki çarpıcı
açıklamalarda bulundular.
Açılış
konuşmasında TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan “
12/01/2010 tarihli TBMM’nin
46. Birleşiminde benimsenen 953 sayılı TBMM Kararı ile oluşturulan “Deprem
Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin
Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı
Raporun ilk cümlesi “Ülkemizde meydana
gelen depremlerin yarattığı acılar unutulmamıştır” olsa da, tüm diğer raporlarda olduğu gibi bu rapor da
raflarda tozlanmaya bırakılmış, ne
yazık ki depremlerin yarattığı acılar unutulmuştur!
"Yenilenmiş Türkiye Diri
Fay Haritaları" ülkenin deprem tehlikesi ve riskinin
yüksekliğinin en önemli göstergesi, hızlıca eksiklerin tamamlanması ve
başta deprem olmak üzere ülke jeolojik koşullarının ürünü olan
risklere karşı etkin ve verimli bir afet
yönetim sistemi oluşturulmalı. Sakarya'da yıkılması gereken ağır
hasarlı 6 bina hala yıkılmamış, 750 orta hasarlı konutun onarımı
gerçekleştirilmedi. Kocaeli'nde 6
Mayıs 2013 itibarıyla orta
hasarlı olan ve son kez tahkikatlarının yapılması veya yıkılması için tebligat
gönderilen toplam 6 bin 723 bina bulunuyor. Bu binalarda kiracı ikamet ediyor. Düzce'de de durum farklı değildir. Bolu'da kent içi yoğunluğun
düşürülmesi amacıyla getirilen yapı yüksekliği yapı sınırlaması, 2009 yılında
yapılan yerel seçimlerin siyasi istismar alanı haline getirilmiş, akabinde kat
yükseklikleri artırıldı. Ülkenin deprem tehlikesi ve riskinin yüksekliğinin en
önemli göstergesi, hızlıca eksiklerin tamamlanması ve başta deprem olmak
üzere ülke jeolojik koşullarının ürünü olan risklere karşı etkin ve
verimli bir afet yönetim sistemi oluşturulmalı. Afet mevzuatı,
7269 sayılı 'Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle
Yapılacak Yardımlara Dair Kanun' bütünleşik afet yönetiminin ana hatlarını
içerecek şekilde yeniden düzenlenmeli. 'Yenilenmiş Türkiye Diri Fay Haritası' sadece ülkemiz
karasal ve Marmara denizini
kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Kara ve denizlerimizin de depremselliğini
açığa çıkaracak araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Afet Tehlike
Haritalarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar kamu kurumları ve
üniversiteler işbirliğinde ivedi olarak başlatılmalı. Öte yandan, 4708
sayılı Yapı Denetim Yasası yenilenmeli." Dedi.
Prof.
Dr. Naci Görür, “Kentlerimiz doğal afetlere karşı güvenli değildir. Halkın
ilgisine göre görünen kompozisyon deprem
unutuldu. Bilim dünyası olarak Yer
bilimci olarak doğruları söylemek zorundayız. Ortadoğuda ki deprem levhalar her
sene 2,5 cm .
kadar Yunanistan’a hareket ediyor. Bu sıkışmalar depremleri üretiyor.
Depremleri
gögüslemek için önce nedenlerini araştırmamız gerekiyor.
Nedenleri
?.
yoğun
göç, nüfus artışı, plansız şehirleşme, politik yaptırım eksikliği, yerel
yönetimde yetki yetersizliği, kaynak yetersizliği, kapasite azlığı, eğitimli
teknik eleman noksanlığı, konuyla ilgili bilgi bilinç ekipman yetersizliği,
Neler
yapılmalı ?
Risk
ve afetlerin olası etkinlerini azaltmalı, gerekli strajeliler geliştirmeli,
hukuki, siyasi, ve teknik çalışmalar bir
an önce yapılmalıdır. Halk eğitilmeli, konu
ciddiye alınmalı. Hükümet ne
yaparsa yapsın halkın içinde olmadığı hiçbir çalışma başarılı olmaz.
Çalışmalar
şeffaf, halkla birlikte, STK ile ve ortak akılla kararlar alınarak
yapılmalı.
Nasıl yapılmalı ?
Yapı
stoku çevre park orman yönetim bileşenlerin tümü birlikte olmalı.” Dedi.
Deprem
olasılığı ile soruya Prof. Dr. Naci Görür, “Yaptığımız araştırmalar sonucunda,
özellikle Marmara Ereğlisi açıklarıyla adalar arasında kalan fay, birinci
derecede risk oluşturuyor. Bu fayın kırılması durumunda Marmara bölgesinde
büyük bir deprem olmasını bekliyoruz. Bu fay hattında gerçekleşecek depremden
en fazla Marmara Denizi'nin güney sahillerinde yer alan yerleşim alanları,
İstanbul ve Tekirdağ etkilenecek. Dolayısıyla bu bölgelerde alt yapının ve yapı
stokunun bu şiddetteki bir etkilenmeye karşı deprem güvenli olması gerekir.
Değilse de güvenli hale getirmek gerekir Bu bölgede olacak bir depremin
büyüklüğü 7.2'den küçük olmayacak. Yani deprem kaçınılmaz. Marmara Denizi'nin
altından geçen fay hattının uzandığı hat boyunca inceledik. Çeşitli bölgelerde
gaz ve su çıkışı tespit ettik. Marmara'nın altında biriken enerji er veya geç
açığa çıkacak. İstanbul ve Tekirdağ'ı tehdit eden bu fay hattındaki kırılma,
yapılan araştırmalara göre 2029'a kadar gerçekleşecek.”açıklamasında bulundu.
Nasuh
Mahruki Depremin adres sorarak randevu alarak gelmediğini, Depremin sadece
teknik bir konu olmadığını aslında toplumsal ve siyaset ilişkilerden bağımsız
olarak bunun değerlendirilemiyeceğini
vurgu yaptı. Bu gün büyük kentlerimizin risk haline gelmesinin temel nedenleri
aşırı yük ve göçün olduğu, Anadoluda
yeni cazibe merkezlerin kurulmasının gerektiğini Kentsel dönüşümde yeni bir
bakış açısıyla yeni bir anlayışla paradigmaya ihtiyaç olduğunu siyasetden
bağımsız düşünemiyeceğimizi ifade etti.
Nasuh
Mahruki “Fotoğraf hiç iyi bir şey göstermiyor. İyi görünmüyor. Hiç ümit
vermiyor. Her konu konuluşurken bir görünen sorun vardır Bir de kök sorun
vardır. Biz hep görünen sorun üzerinden gidiyoruz kök soruna pek değinemiyoruz.
Aslında. daha net daha açık daha cesur olmamız gereken bir sürecin
içerisindeyiz. Gerçekten daha yaşanılır bir Türkiye de hep beraber yaşamak
istiyorsak, sorunları çözmeliyiz. Aslına bakarsınız bir ilkin A’sı ne ise Z’si
de odur.
Güvenli
kent istiyorsak Ülke meselerini iyileştirmek düzeltmek, yukarıya taşımak
istiyorsak, önce algı değişimine paradiğma değişikliğine ihtiyacımız var.
En
büyük sorun kentin göç alması, kalabalıklaşması, çoğalması. İstanbul çoğrafi
olarak bakıldığında Türkiye yüz ölçümünün 140’da biri. Nüfus olarak Türkiye nin
5’ de biri.
Bu kadar dar alana bu yoğunluktaki nüfusu sığdırıyorsanız, hastalıklı sağlıksız
fotoğraf olduğunu görmek için ordinaryüs bir profösör olmanıza gerek yok.
Türkiye’nin
140’ da
biri coğrafyaya nüfusun 5’
birini sıkıştırıryorsanız, burada insanları mutlu edemezsiniz. Sağlıklı bir
kent dokusu oluşturamazsınız. Afetlere
depremlere dayanıklı kent dokusuna ulaşamasınız.
İnsanların
eve-işe gidip gelmelerinde trafikte geçen 2-3 saat zaman harcamalarından kurtaramazsınız. Bunun yarattığı stres
travma sağlık sorunları hava kirliliği, hırsızlık olayları, hepsini üst üste
eklediğinizde, bu kalabalıkla, bu alt
yapı- üst yapı sıkıntılarıyla birlikte
yaşanmaz bir kent oluşmaktadır.
Düzeltilmesi
istenmiyor. Aslında mesele buradan kaynaklanıyor. Kimse bunu istemiyor.
İstanbul Türkiye’nin en kıymetli yeri, arazisi çok kıymetli, herkesin derdi bu
arazinin peşinde olmak.
ktidarı
ele geçirenler, Devleti bir şekilde eline geçirenler mazbatayı ele alanların
tek derdi güç bizde iktidar sırası bizde acaba biz ne kadar yolumuzu buluruz
buradan cebimizi nasıl doldururuz, düşüncesindeler.
Arazi
rantı herkesin hedefi. Açık kapı var. Bu yasaya uygun. Kağıt üzerinde
baktığınızda, Belediye meclisi elini kaldırıyor indiriyor. Yeşil alanı ve
deprem toplanma alanı olarak ilan edilen bir yeri, Depremlerde toplanma yeri
olarak 470 adet seçilen yeri beğendiğini canı çektiği istediği kimseye
verebiliyor. 4o kat rezidansa çevirebiliyor veya AVM ye çevirebiliyor. Yasal
olarak yapabilirsin belediyeye böyle bir yetki verilmiş ama ahlaka aykırı
millete aykırı insana aykırı vatana geleceğe çocuklarımız herkese aykırı. Sonunda
suç kentine dönüşür ahlaka ihanet eden bir şey kimin umrunda..
Kök
sorun Türkiye’yi yönetenlerin bu rantı cebe indirmek istemeleri. Kanal İstanbul
projeside, yeni alanları imara açma hedefide aynı rant düşüncesi. Zaten güç
bizde…
Bizi
bu nereye götürür? Bu gidişle 15-16
milyonluk şehirde büyük sıkıntılar içinde yaşamaya çalışıyoruz. 25 milyona
geldiğimizde San Paolo, Rio de Jenario, Meksico City gibi suç kentine
dönüşürüz. Arkanıza bakmadan
yürüyemezsiniz sokaklarda. 2 kilitden geçtikden sonra evlerinize
girebilirsiniz.
Rant
düşüncesiyle, Türkiye’nin hiçbir meselesini çözemezsiniz. Çocukların bu
bedelleri ödemelerini istemiyorsak, eğri oturup doğru konuşmak lazım. Bu işin
sorumluları belli öncelikle bütünleşik afet eylem planıyla 77 milyonun tamamını
dahil eden Türkiye coğrafyasının tamamını dahil eden bir sistemle yeniden
yapılanmaya ihtiyaç var. Öncelikle bu büyük şehir nüfus baskısını azaltmak,
Anadolu’da cazibe merkezleri, iş ve
istihdam alanları yaratarak, yeni kentler kurarak şehri boşaltmanız gerekiyor.
insanlar
büyük şehirlere çaresizliktan göç ediyorlar. Anadolu’ya yatırım yapılmıyor
ki; iş ve istihdam olanakları kurulmuyor
ki; insan doğduğu yerde sağlıklı yaşayamıyacağı
için iyi eğitim alamıyacağı için iş bulamıyacağı için sağlık servisini alamıyacağı için göç ediyorlar. Hemde tüm
sorunlarıyla beraber geliyorlar.
İstanbul
her sene 400 bin kişi göç alıyor 3 yılda bir milyon üstünde göç alıyor. Bir
milyonu aşan şehir bizde çok azdır.
İstanbul 3 yılda, bir büyük şehir kadar kalabalıklaşıyor. Kime yarıyor bu işte
o arazi rantı peşinde kimler varsa onlara yarıyor. Kim ödüyor bedeli hepimiz.
Fotografın gerçeği bu. Derdimiz rant.
Ranta hayatımızı teslim ediyoruz.
İstanbul
Uygun mühendislik hizmetiyle yukarıya doğru büyüyebilir. Geri kalan arazilerde
sosyal donatılara çevrilebilir. Yeşil alanlar, parklar, otoparklar vs.
Ayrıca
Soma olayına değinen Mahruki, “Soma façiası aslında bir cinayet demek lazım.
Uluslar arası çalışma örgütünün İWO’ nun 176 sayılı yönetmeliği 12 yıldır masa
üzerinde imza bekliyor. Yönetmelik, İmzalanmış olsaydı, maden işcileri,
gelişmiş ülkelerdeki gibi güvenli şartlarda sağlıklı şartlarda çalışacaklardı.
Böyle facia olmıyacaktı.
Anlaşmaya
imza atmayan ülkeler Pakistan ve Afganistan…”şeklinde özetledi
TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe “Geldiğimiz noktada İstanbul 1999
yılından daha iyi daha iç açıcı durumda değil
17 Ağustos büyük Marmara depreminin üzerinden 15 yıl geçti. Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde saat 03.02’de meydana gelen depremde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi öldü ve 48 bin 901 kişi yaralandı. Yüz binlerce insanın evsiz kaldığı depremin acıları aradan geçen zamanda unutuldu. Her depremde yaşanan acı ve korku tazelenirken aradan geçen sürede yeterli önlemler alınmadı.
Yalova’da depremde 400 kişinin öldü. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından imara kapatılan yerler imara açıldı. Kesinlikle iyileştirmelerin yapılması gerekiyor.
17 Ağustos depreminin İstanbul’a110
km . uzaklıkta meydana gelmesine karşın 30 bin binaya
hasar verdi. Çadıra yer yok Cemal Gökçe, depremden hemen sonra 1999-2002
yılları arasında İstanbul Valiliği tarafından 310’u kesinleşmiş toplam 470 adet
toplanma yerinin tamamı yapılaştı.”dedi
17 Ağustos büyük Marmara depreminin üzerinden 15 yıl geçti. Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde saat 03.02’de meydana gelen depremde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi öldü ve 48 bin 901 kişi yaralandı. Yüz binlerce insanın evsiz kaldığı depremin acıları aradan geçen zamanda unutuldu. Her depremde yaşanan acı ve korku tazelenirken aradan geçen sürede yeterli önlemler alınmadı.
Yalova’da depremde 400 kişinin öldü. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından imara kapatılan yerler imara açıldı. Kesinlikle iyileştirmelerin yapılması gerekiyor.
17 Ağustos depreminin İstanbul’a
Sakarya
Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı Demir, İmar ve paralel kanunları hakkında çeşitli
yönetmelik hakkında , genel akademik bilgiler verdi.
yilmazparlar@yahoo.com
9 Temmuz 2014 Çarşamba
TUROB DEĞERLENDİRME RAPORU-YILMAZ PARLAR
2014 YILI KONAKLAMA SEKTÖRÜ YATIRIM TEŞVİK
BELGELERİ
TUROB DEĞERLENDİRME RAPORU
TUROB DEĞERLENDİRME RAPORU
Ekonomi Bakanlığınca Mayıs 2014
ayına ait verilen “Yatırım Teşvik Belgeleri” Resmi Gazete’de 9 Temmuz 2014 tarihinde
yayınlandı. Söz konusu veriler konaklama
sektörü açısından TUROB tarafından derlendi.
Mayıs 2014 ayı için ülke genelinde
22 yeni otel projesi “Teşvik Belgesi”, 4 otel ise “Modernizasyon/Tevsi
Teşvik Belgesi” olmak üzere toplam 26 otel “Teşvik Belgesi” aldı.
Toplamda 335,17 milyon Türk Lirası
harcanarak tamamlanacak olan yatırımlar ile 1.166 yeni istihdam sağlanacak.
Yeni otel yatırımları yatak kapasitesini 5.144 adet artıracak. Toplam 15
şehirde yapılacak yatırımlardan otel sayısında İstanbul 4 otel ile birinci,
Antalya 3 otel ile ikinci sırada yer alıyor. İlave yapılacak yatak sayısında
ise Antalya 1.020 yatak ile ilk sırada, Muğla ise 878 yatak ile 2. sırada yer
alıyor.
YATIRIM TEŞVİK
BELGELERİ
|
|||
May.14
|
|||
Şehir
|
|||
Toplam
|
Toplam
|
||
Ağrı
|
1
|
70
|
|
Antalya
|
3
|
1.020
|
|
Balıkesir
|
2
|
152
|
|
Bursa
|
1
|
150
|
|
Giresun
|
1
|
238
|
|
İstanbul
|
4
|
378
|
|
İzmir
|
1
|
138
|
|
Kocaeli
|
1
|
358
|
|
Malatya
|
1
|
436
|
|
Mersin
|
2
|
854
|
|
Muğla
|
1
|
878
|
|
Samsun
|
1
|
60
|
|
Sivas
|
1
|
320
|
|
Şanlıurfa
|
1
|
22
|
|
Trabzon
|
1
|
70
|
|
Genel Toplam
|
22
|
5.144
|
|
OCAK-MAYIS 2014
yilmazparlar@yahoo.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


